EĞİTİM BİLİMLERİ

>>Ana Sayfa

Yaygın Eğitim        

Yetişkin Eğitimi
   

YETİŞKİNLERDE ÖĞRENME
Öğrenme:
Öğrenme, yaşantı ürünü bir davranış değişmesidir. Yaşantılar bir etkileşim sürecinin sonucunda oluşur. Bir etkileşim sürecine öğreten kasıtlı olarak ve bireye belli bir davranış kazandırılmasında yardımcı olmak amacıyla girmiş olabilir ya da kasıtsız olarak katılmış olabilir. Aynı şekilde, birey bir öğrenme sürecine kasıtlı olarak ve öğrenmek amacıyla girmiş olabilir ya da kasıtsız olarak katılmış olabilir. İşte, öğrenme sürecine öğreten ve öğrenenin kasıtlı olarak katılıp katılmadığına göre, dört farklı öğrenme biçimi ortaya çıkmaktadır (Axinn ve diğerleri, 1974, s. 8-11’den aktaran Celep, 1995)


Bir öğrenme sürecine öğrenen ve öğretenin her ikisi de kasıtlı olarak katılıyorsa, bu tür eğitim ya örgün ya da yaygın eğitim(halk eğitimi)'dir. Öğrenen katılmıştır; çünkü kasıtlı olarak bir şey öğrenmek istemektedir. Öğreten katılmıştır; çünkü kasıtlı olarak öğrenenin öğrenmesine yardım etmek amacındadır.
Bir öğrenme sürecine öğreten ya da öğrenenden birisinin kasıtlı, diğerinin kasıtsız olarak katıldığı durum söz konusu ise buna algın (informal) öğrenme; eğer bir öğrenme sürecine öğrenen ve öğretenin her ikisi de kasıtsız olarak katilmiş ise buna rastgele öğrenme denilmektedir.
Örgün eğitim ile yaygın eğitim (halk eğitimi) birinci kategoriye girmektedir. Kitle iletişim araçları ikinci kategoriye girmektedir. Laboratuarda kasıtlı olarak bir araştırma yürüten bilim adamının öğrenmesi, merak ettiği bir konuyu inceleyen, bilgi toplayan bir insanın öğrenmesi, bu tür öğrenmeye örnek olarak verilebilir. Son olarak rastgele öğrenme denilen öğrenme çeşidinde ise öğrenen de öğreten de kasıtsızdır. Çevremizle doğal etkileşimimizin sonucunda öğrendiklerimiz bu gruba girer. Bu yolla öğrenmeye başladığımızı ve bu çeşit öğrenmeyi ömür boyu sürdürdüğümüz bilinmektedir (Bülbül, 1987, s. 26-27 ’den aktaran Celep, 1995).
Halk eğitimi, öğrenme sürecinde öğrenen ve öğretenin her ikisinin de kasıtlı olarak katıldığı planlı bir eğitimdir. Bu açıdan örgün eğitimden hiçbir farkı yoktur. Örgün ve halk eğitimi aracı olarak televizyondan, radyodan, videodan, basılı yayınlardan da yararlanılabilir. Kitle iletişim araçlarının kullanılması, bir örgün ya da halk eğitimi etkinliğini, algın (informal) bir eğitim etkinliği haline getirmez. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesinin, Açıköğretim Lisesinin televizyon programları, örgün eğitim programlarıdır.
Öğrenme üzerinde çok farklı görüşler mevcut olsa da kabaca öğrenmeyi, ilk kez veya tekrarlar sonucu davranışlarda meydana gelen oldukça sürekli değişiklikler olarak tanımlayabilriz.

Öğrenmenin çok farklı biçimleri ve içeriği olabilir. Bazı öğrenme yollarını şöyle sıralayabiliriz.
• Birtakım bilgilerin ve hakikatlerin kazanılması,
• verilerin ve süreçlerin hatırlanması,
• başkalarını gözleyerek değişmek,
• hepimizin zaman zaman tecrübe ettiğimiz, aniden herhangi bir destek almadan aniden ortaya çıkan içgörüler.

Aslında yukarıda sıralanan öğrenme yolları genellikle farklı ekollerin benimsediği metotlardan bazılarıdır. Bu ekoller arasında:

Davranışçılık:
Bu ekol eğitimin insan davranışları üzerindeki önemi üzerinde duruyor ve deneye önem veriyor. Bu ekolün öğrenme ile ilgili olarak en çok üzerinde durduğu konulardan biri de güdülenmedir. Davranışçılara göre güdüler, şartlanma ve modelden öğrenme yollarıyla öğrenilmektedir. Güdülenmede davranışsal yaklaşımın etkinliği, büyük ölçüde pekiştireçlere bağlıdır. Sınıfında öğretmenin yada arkadaşlarının sorduğu sorulara doğru cevap veren öğrencilere uygun pekiştireçler verildiğinde öğrenciler bir yandan sorulan sorulara cevap vermek için güdülenmiş olurlar diğer yandan da öğrenmeye karşı istekli hale gelmiş olurlar.

Hümanist Ekol:
Her insanı öznel ve bağımsız bir varlık olarak ele alır. Su, yemek gibi ihtiyaçların yanında güven, saygı ve sevgi de psikolojik ihtiyaçlardır. Sırasıyla doyurulması kişiliğin oluşumunu etkiler.
Humanistik ekol, sağlıklı bireyin kendi kendini gerçekleştirmesini (self-actualisation) teşvik eder ve fiziksel, duygusal, entelektüel boyutların dengeli bir biçimde entegrasyonunu amaçlar.
İnsancıl psikoloji, nisanı zihinsel, duygusal ve soysal faktörler içinde bir bütün olarak inceler ve bu faktörlerin öğrenmeyi nasıl etkileyeceği üzerinde durulur. İnsancıl psikoloji kişilerin algılamaları ve içten gelen ihtiyaçlarına cevapları üzerine odaklanır.

Bilişsel Ekol:
İnsanı diğer canlılardan ayoran özelliği algılama, düşünme gibi bellek faaliyetleridir. İnsan pasif değildir. Aktif olarak çevresini , dünyayı yorumlar. Bu anlama çabaları sonucunda zihninde çeşitli tasnifler oluşur. Bunlar aracılığıyla sürekli yeniden yorumlamalar yapar.Dolayısıyla uyaran tepki bağını kabul etmez. Bu ekolün en çok üzerinde durduğu konu hafıza, hatırlama gibi öğrenme ile doğrudan ilişkili konulardır.

Bütünlükçü Ekol:
Önemli olan kişinin bir durumu kendisinin nasıl kavradığıdır. Eğer bir kimse öğrendiği şey ile bütün arasında bir ilişki kurabilirse ancak o zaman sağlıklı bir öğrenme gerçekleşir.

Yetişkin öğrenmesinde en temel sorun mevcut önyargılardır. İleri yaşlardaki insanların öğrenmesinin çok güç olduğu kabul edilmektedir. Fakat araştırmalar gerçeğin sanıldığı gibi olmadığını ortaya çıkarıyor. “Thorndike(1928) yetişkinlerin öğrenebildiğini, yaşlanan kimselerin zekasının anlamlı biçimde azalmadığını belirtmektedir.” Cattel’e göre iki tür zeka vardır. Bunlar akıcı zeka ve billurlaşmış zekadır. Yetişkinlerde akıcı zeka azalırken, kişinin tecrübelerine, edindiği bilgilere ve kurduğu ilişkilere bağlı olarak billurlaşmış zeka artar.

Buna benzer daha birçok öğrenme kuramı öğrenmede çok çeşitli etmenlerin var olduğunu öne sürer ve bu etmenler sanıldığının aksine çoğu zaman yetişkinlere öğrenme açısından bir takım avantajlar sunar. Mesela bilgi işleme kuramında öğrenmede temel faktörler ilgi, bellek, alıştırma-uygulama, öğrenme hızı, aktarım v.s. dir. Bu etmenlerden öğrenme hızı ve bellek açısından çeşitli sıkıntılar olabilir. Ancak ilgi, uygulama ve aktarım açısından yetişkinler, çoğu zaman yetişkin olmayanlardan ileri bir noktadadır. Bence de bir yetişkinin öğrenmedeki en temel sermayesi yaşantılarının zenginliği ve öğrenme faaliyetine çoğu kez gönüllü olarak veya gerekliliğini ciddi biçimde hissederek katılmasıdır.

Bu noktada tecrübeyle öğrenme(experiential learning) yetişkinler için ufuk açıcı olabilir. Bu modele göre en iyi öğrenme ve davranış değişikliğine götüren öğrenme gerçekleşen bir tecrübe üzerinde eleştirel bir düşünümle gerçekleşir. Yetişkinler tecrübelerinin fazlalığı açısından daha elverişli ve aynı zamanda kendi yapıp-ettikleri üzerinde bir eleştiri ve yorumlamaya daha eğilimli oldukları için bu modele diğerlerinden daha uygundurlar.

Kaynaklar:
1. Okçabol, R. (1996). Halk Eğitimi (Yetişkin Eğitimi). İstanbul:Der Yayınları.
2. Rogers, A. (1996). Teaching Adults. Philedelphia: Open University Press.
3. CELEP, C. (1995). HALK EĞİTİMİ Kavramlar, İlkeler Yöntemler, Teknikler. Ankara
4. Adult Learning and Motivation. http://adulted.about.com

   Konuyla İlgili Olabilecek Bu Siteleri Ziyaret Edebilirsiniz