PSİKİYATRİ

>>Ana Sayfa

Psikiyatri Ders Notları      

Psikiyatrik Semiyoloji

   

PSİKİYATRİK SEMİYOLOJİ


Prof.Dr. Aytekin ÖZŞAHİN

Modern psikiyatride çeşitli yakınmalarla müracaat eden yada getirilen hastaların eklektik bir yaklaşım içinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Yani bireyin biyopsikososyal bir varlık olduğu unutulmaksızın biyolojik, psikolojik ve sosyal yönleri bir bütünlük içinde gözden geçirilmelidir.
Bu öğelerden herhangi birinin ihmali gerek tanı gerekse tedavi açısından yanlış stratejiler izlenmesine dolaysıyla sonucun başarısız olmasına katkıda bulunabilir. Ör.: Çarpıntı, göğüs ağrısı, terleme, nefes almada zorluk ya da nefesinin yetmemesi sıkıntı hissi, müphem ağrılar, anksiyete bozukluğu olarak ele alınıp, fizik muayene ve gerekli laboratuvar tetkikleri yaptırılmazsa, miyokard enfarktüsü veya akciğer embolisi gibi klinik tablolar atlanabilir. Tam bunun tersi öforik, neşeli, canlı, hiperaktif, grandiyöz düşünce ve çeşitli davranış bozuklukları gösteren bir hasta mizaç bozukluğu tanısı konularak tedaviye başlanır ayırıcı tanısına gerekli özen gösterilmezse, kafa içi yer kaplayan (tümör) lezyonlar gözden kaçabilir. Benzeri örnekleri çoğaltmak mümkündür. Burada vurgulanmaya çalışılan hususun, hastanın tüm yönleriyle ele alınıp iyi bir fizik - ruhsal muayene, gerekli laboratuvar tetkiklerinin yapılması ve sosyal yönlerinin değerlendirilmesini kapsayan biyopsikososyal model olduğudur.


Psikiyatrik hastanın muayenesi sırasında hiyerarşik bir sıranın izlenmesi zorunludur. Bu hiyerarşik zorunluluk hekimin bir yandan ayırıcı tanı yapmasını kolaylaştırırken diğer yandan da hastanın daha iyi anlamasına katkıda bulunacaktır.
İlk adım hastadan iyi anamnez almaktır. Anamnez almanın detaylarına girilmeyecektir. Ancak hem hastanın kendisinden hem de ulaşılabilen bütün bilgi kaynaklarından yararlanmanın uygun olacağı aşikardır.
Daha öncede vurgulandığı gibi ruhsal muayene aşağıdaki verilen hiyerarşik düzene göre yapılmalıdır.

PSİKOLOJİ ARŞİVİ CD
Psikoloji, Psikiyatri, Rehberlik, İnsan Kaynakları, Toplam Kalite Yönetimi,
Test Envanterler, 340 Power Point sunusu  ve çeşitli dokümanlardan oluşan geniş arşivimize sahip olabilirsiniz. Cd sahip olabilme ve  Daha Geniş Bilgi için Tıklayınız

   Konuyla İlgili Olabilecek Bu Siteleri Ziyaret Edebilirsiniz


I. Genel Görünüm
II. Kognitif Fonksiyonlar ( Sensorium )
Bilinç
Dikkat
Yönelim
Algı
Bellek
Yargılama ve içgörü
III. Düşünce
IV. Duygu
V. Davranış
VI. Psikofizyoloji
Uyku
Yeme
İşeme - Dışkılama
Cinsel kimlik ve işlev
VII. Özel Beceri ve Yeterlilik
Hesaplama
Okuma - yazma, soyutlama .




GENEL GÖRÜNÜM

Genel görünümdeki bulgular tek başına tanı koymamıza yeterli değildir. Ancak hastalık hakkında önemli bilgiler içermektedir.
Hastanın kendine bakımı, temizliği, yaşında olup olmadığı, yüz ifadesi, konuşması, ses tonu, görünür fiziksel yapısı (astenik, atletik, piknik, obez, kaşektik, dismorfik ) ve postürü incelenir.
Hasta ayakta mı? Yaşında mı? Yaşından küçük yada büyük görünümde mi? Bunlar kaydedilmelidir.
Görünür bir fiziksel anormalliğin varlığı bazı ruhsal hastalıklarla ilişkili olabilir. Ör. Jigantizm, akromegali, Cushing, Down sendromu, Wilson hastalığı.
Hastanın sağlık kurumuna başvuru nedeni, geliş yada getiriliş biçimi önemlidir. Akut alevli psikotik bir hastanın, realite ile ilişkisinin kopmasına paralel olarak hastalığını kabul etmemesi dolayısıyla kendi isteğiyle hastaneye gelmemesi sık karşılaşılan bir durumdur. Bu sebeple geliş yada getiriliş şekli, hasta hakkında ilk bilgileri içerebilir. Bunun belirlenmesi hekimin tanı koymasına yardımcı olabileceği gibi hastaya yaklaşımının nasıl olacağı konusuna da ışık tutabilir. Zor kullanılarak getirilen hastanın refakatçilerinden bilgi alınmasının sayısız yararları olacağı da unutulmamalıdır.

Giyiniş ve Tuvaletine Özeni : Hastanın dış görünümü çoğu zaman tanıyla ilgili ipuçları verir.
Hasta klasik bir biçimde giyinmemiş ya da görünümünü değiştirmek için acayip şeyler yapmış olabilir. Örneğin psikotik bir hasta alışılmadık bir saç traşı, olağan dışı uygunsuz giysiler içinde bulunabilir yada uygun olmayan takılar takabilir. Giysileri kirli pasaklı yırtık - pırtık genel hijyeni kötü olabilir., tırnakları kesilmemiş, saçları yağlı, uzun zamandır banyo yapmadıkları için etrafa uygun olmayan kokular saçabilirler (Bunlar zeka özürlü ve demanslı vakalarda da bulunabilir ).
Canlı, parlak renkli giysileri olan, başında gülünç bir şapka bulunan yada alışılagelmedik biçimde makyaj yapmış süslü bir hasta manik epizod içinde bulunabilir. Ne giydikleriyle pek ilgili olmayan bir hastada depresyon düşünülebilir. Özenli, düzgün, temiz giyim tek başına bir gösterge olmamakla beraber obsessif kişilerin simetri, hatasızlık gibi içrek yaşantıların giyinişlerine yansıması olarak görünebilir.Gençlerin moda olan giysileri yeğledikleri bilinmektedir.Ancak, hemen her dönemde belirli giysi yada giyiniş biçimleri bir tutumu, görüşü simgeleyebilir. Bu durumda dikkate alınmalıdır. Yine kapalı ortamda koyu renkli gözlük takmış bir hastada paranoid özelliklerin olabileceği hatırlanmalıdır.
Yüzü, gözü şiş ve hipervazkularizasyonun varlığı alkolizmi, enjeksiyon izleri madde kullanımını, self mutilasyon ve dövmelerin olması ise antisosyal yada borderline kişiliği akla getirmelidir.

Göz İlişkisi : Hastanın göz ilişkisi kurma biçiminin niteliğide, niceliğide değerlendirilmelidir. Hasta başkalarına bakmaktan kaçınıyor olabilir. Göz ilişkisinden kaçınma, utangaç yapıdan kaynaklanabileceği gibi anksiyetinin varlığını gösterebilir yada bir hostilite ifadesi olabilir. Hastanın çevreden farkedilmesini istemeden gözleriyle etrafı sürekli izliyor olması paranoid bozukluğun kanıtı olabilir.

Konuşma ve Ses Tonu : Düşüncenin türevi, dışavurumu olan konuşma dikkatle değerlendirilmelidir.Kelime hazinesi, yöresel özellikleri belirtilmelidir. Afazi varsa nörolojik değerlendirme yapılmalıdır( Afazi daha çok beyin lezyonlarına bağlı olarak ortaya çıkar. Dili kavrama ve sözlü anlatım bozukluklarıdır. Motor sensoriyal, jorgan gibi çeşitleri bulunabilir ). Konuşma genel olarak artma, azalma ve bozulma şeklinde incelenebilir.


a). Artması:
Logore: Kesintisiz, kontrol edilemeyen aşırı konuşmadır.Tipik olarak manide görülür.
Kelime salatası:Anlamsız kelimelerin sıralanması halidir.
b). Azalması:
Blokaj, mutizm,yavaşlama
c). Bozulması:
Ayrıntıcılık, perseverasyon, yandan cevap, kondensasyon,uçarı, ekolali, neolojizm,stereotipik, koprolalik,impulsif, eksplozif,dizartik, kekemelik tarzında olabilir.
Bu kavramlar daha geniş bir biçimde düşünce başlığı altında tartışılacaktır.

Ses tonu : Artmış(yüksek),azalmış(alçak) veya bozulmuş olabilir. Bozulmaya, anlamsız vurgular,afoni, disfoni,monotonluk ve titrek olması örnek olarak verilebilir.
Disfoni: Fısıltıyla konuşma, afoni ise fısıltıyla bile olsa konuşamayıp sadece dudak hareketlerinin olması şeklinde tanımlanabilir. Afoninin, mutizmden farkı ise afonide iletişim kurma çabasının olmasıdır.
Örnek: Şizofrenide konuşma ekolalik,ayrıntıcı, depresyonda yavaş, blokajlı, manide hızlı ve uçarıdır.
Ses tonu, anksiyete bozukluklarında heyecanlı ve titrek iken, depresyonda monoton, histerik hastalarda disfoni, afoni olabilir.

Mizacı ( Bireyin yaşam boyu içinde bulunduğu duygudurumu ) : Elemli, kederli, neşeli, sıkıntılı, sakin, tedirgin, dalgın, kızgın, soğuk,ciddi, mesafeli, yabancı,değişik (tuhaf) özellikler gösterebilir.

Sosyabilitesi : ( Hastanın, görüşmeci yada muayene yapanı kabul tarzı, başka bir ifade ile muayene edene karşı tutumu ). Çeşitli hastalar çok değişik tutumlar sergileyebilir. Bunlar normal, çekingen, alıngan, savunucu, ilgisiz, dikkatli, kuşkulu, manipulatif(beklentili), sedüktif ( ayartıcı, baştan çıkarıcı ), nazik, kibar, laubali, sınırsız, ciddi vb. olabilir. Örnek verecek olursak, paranoid hastaların kabul tarzı genellikle savunucu, kuşkulu, ciddi, bazen hostil, şizofrenler ilgisiz, manikler sınırsız, antisosyaller güven telkin etmeyen, beklentili, histerikler ise sedüktif olabilir.

Mimik ve Jestleri : Mimik ve jestler bireylerin aynası olup o sıradaki duygu ve düşüncelerine paralellik gösterir. Ancak bazı hastalar da bu paralellik bozulmuştur. Hastaların mimik ve jestleri silik, çocuksu, tikli, garip, grimaslı, ekomimik (mimiklerin taklidi),paramimik, paratimik, teatral, elemli, kederli, sıkıntılı, öfkeli, ajite, gergin, endişeli, telaşlı, korkulu, panikli olabilir.Örneğin: Şizofrenlerde grimas, ekomimi, paramimi, depresyonda elem - keder, anksiyete de ise gergin, endişeli mimik ve jestler görülür.
Özetlenmeye çalışılan genel görünüm ve tutuma hastanın duygusal katılımı ve işbirliği içinde olup olmadığı da not edilmelidir. Sözgelimi espri yapıldığında normal kişiden beklenen gülümseme gibi bir tepkinin olup olmadığına bakılabilir.










KOGNİTİF FONKSİYONLAR
( SERSORİUM, BİLİŞSEL FONKSİYONLAR )

Kognitif fonksiyonlar yada işlevler konusunda ağırlıklı olarak sosyal bilimlere dayanan kuramsal açıklamalar yapılmıştır. Son yıllardaki teknolojik gelişimler özellikle hücrede metabolizma ve moleküler düzeydeki bilgi birikimi kognitif işlevlerin fizyopatolojisinin aydınlatılmasına katkılar sağlamıştır. Konu fizyopatoloji olmamasına rağmen, kısa bir açıklamanın yararlı olacağı düşünülmüştür.
Bilinç, algı, bellek, bilgi işleme, öğrenme, gibi alanlar gözden geçirilirken kişilik yapısı, sosyal çevre gibi faktörlerin yanısıra beyin strüktürü, nöronlar ve bunlar arasındaki ilişkiler de incelenmelidir.
Bilişsel işlevler bir bütünlük içinde ele alınmalıdır. Bu işlevlerin ilk adımı olan algının başlaması ve tamamlanması için bilincin açık olması gerekmektedir. Algının bir sonraki aşaması ise alınan bilginin işlenmesi ve belleğe yerleştirilmesidir. Bu süreçte başta talamus olmak üzere subkortikal bölgelerdeki sinaptik etkileşimin rolü büyüktür. Talamusa ulaşan uyaran, talamus nukleusları arasındaki bağlantılar vasıtasıyla işlenerek information procesing'i başlatmaktadır.
Bilgi işleminin bu basamağı bir anlamda yakın belleği oluşturmaktadır. Uyarım sürdüğünde hücre içine alınan amino asitlerden protein sentez edilerek (başlangıçta soluble daha sonra insoluble ) bilgi saklanmaktadır. Hücre düzeyinde tamamlanan bu süreç kısaca şu şekilde özetlenebilir. Öncelikle hücre membranı depolarize olmaktadır. Uyarım devam ederse Na, K ve diğer sistemlerle ilgili pombalar devre girerek repolarizasyon sağlamaya çalışmaktadır. Bu esnada uyaran ile gelişen aktivasyon hücreye aminoasit alınmasına ve bunlardan yeni proteinler sentez edilmesine yol açacak böylece algı ve bellek işlevleri tamamlanacaktır. Böylesi sistemik aktivasyonun sürdürülmesinde başta asetilkolin(Ach), norepinefrin(NE) olmak üzere çeşitli nörotransmitterlerin yoğun etkileşimleri rol oynamaktadır.
Kognitif fonksiyonlar ayrı başlıklar halinde ele alınacaktır.

BİLİNÇ
Bilincin doyurucu bir tanımını yapmak oldukça güçtür. Psikolojik açıdan bireyin kendisinden ve çevresinden haberdar olma durumu olarak tanımlanabilir.

Nörolojik açıdan ise bilinçlilik durumundan başka içeriğinden de söz etmek gerekir. İçeriği duyular, emosyonlar, anılar ve tasarımlardır. Bunlar serebral korteks ve talamus aktivitesine dayanmaktadır. Zira bu strüktürlerin lezyonu bilinçlilik durumuna dokunmadan içeriğini değiştirirler. Oysa beyin sapında yer alan retiküler aktivatör sistem ( RAS ) adını alan başka yapılar doğrudan, doğruya bilinçi etkilemektedir. Asandan rütiküler sistem, retikülo - hipotalamik sistem, santral retiküler sistem gibi adlarla da anılan bu yapı uyku - uyanıklılık ve komaların oluşumunda rol oynayan başlıca anatomik bölgedir. Bilinçle ilgili en önemli nörotransmitter ise asetilkolin'dir. Bilinç bozukluklarını tarif eden çok çeşitli terimler vardır. Ancak terminolojide görüş birliğinden söz etmek oldukça zordur. Değerlendirme hastanın uyaranlar karşısında verdiği motor ve verbal cevaplara göre yapılır.
Organik ruhsal bozukluklarda,(Delirium, Demans gibi) uyanıklılıktan komaya kadar değişen derecelerde bilinç bozuklukları görülebilir. Bilinç bozuklukları:
Clouding: Sislenme
Hebetude: Şaşkınlık
Obnibulasyon: Rüya hali. Bunlar bazı psikotik ve nevrotik durumlarda da görülebilir.
Somnolans (Letarji ):Uykuya eğilim. Hasta kolaylıkla uyandırılabilir. Verbal cevaplar verebilir.
Stupor : Ağırlı uyarana verilen cevaplar tam değildir. Verbal emirlere cevaplar tutarsızdır. Motor cevaplar ise organizmanın korunmasına yöneliktir. Psikiyatrik anlamda stupor çevrede olup bitenlere tepki gösterememe ve bunların farkında olamama durumudur. En sık görülen biçimleri depressif stupor, katatonik stupor ve histerik stupordur. Hasta mutistik ve akinetiktir. ( haraketsiz ) Gözleri açıktır, görsel uyaranları izler. Gözleri kapalı olduğunda açılmasına dirençle karşı koyar. Refleksleri normaldir. Bu özellikleriyle organik nedenlerle ortaya çıkan stupordan ayırdedilir.

Semi Koma: Ağrılı uyaranlara primitif organize olmayan cevaplar alınır. Uyandırılamazlar.

Derin Koma : En ağırlı uyaranlara bile cevap alınmaz.

YÖNELİM ( ORYANTASYON )

Kişinin bulunduğu yeri, çevresini, onunla ilişkilerini, zamanını ve kendisiyle ilgili durumları gerçeğe uygun bir biçim de değerlendirmesi, farkına varması, uzaydaki konumunu belirleyebilmesi yeteneğidir.
Yönelimi normal ve sağlam bir insan o anda nerede bulunduğunu, kabaca saati, günü, haftayı, ayı, mevsimi, yılı ve kendisinin ne durumda olduğunu belirtecektir. Bu bilgilerde eksiklikler, yanılmalar, gerçeğe uygun olmayan cevaplar alınıyorsa o kişinin yöneliminde bozukluklar olduğu kanısına varılır.
Yönelim yetisi üç bölümde incelenir. Bunlar zaman, yer ve kimlikle( bozukluk kendi kimliğiyle ilgiliyse:otopsişik - çevresiyle ilgiliyse: allopsişik) ilgili yönelimdir. Zaman yöneliminin sınırı saatle başlar, gün, hafta, ay ve yıla doğru uzanır. Yer
yönelimi kişinin o anda bulunduğu yerin adı, adresi vb. sorularla incelenir. Kimlikle ilgili yönelimi ise kendisi ve çevresindeki kişilerin kim olduğu ve onlarla olan ilişkilerini kapsar. Hastalığına karşı yönelimi ise ( iç görü, yargılama, algılama gibi diğer kognitif süreçlerle iç içedir) ayrı bir başlık halinde açıklanacaktır.
Yönelim bozuklukları çok çeşitli tıbbi nedenlerle ortaya çıkan ruhsal bozukluklarda ( deliryum, demans ) görülür. Öncelikle zamana daha sonra yere karşı yönelim bozulur. Kişiye yönelimin bozulması nadir olup çok ağır olgularda ortaya çıkar.

DİKKAT ( KONSANTRASYON, YOĞUNLAŞMA )

Bir yaşantının belirli bölümlerine, bir konu yada nesneye karşı zihinsel süreçleri yoğunlaştırabilme ve bunu sürdürebilme becerisidir. Kısaca bilinçlilik halinin devam ettirilmesidir. İkiye ayrılır.

1. Spontan (İstemsiz) Dikkat: Herhangi bir gayret, çaba harcamaksızın kendiliğinden ortaya çıkan dikkattir.
2. Volanter (İstemli) Dikkat: Belirli ve ilgi duyulan konu yada nesneler üzerine istemli olarak dikkatin yöneltilmesidir.

Dikkat Bozuklukları
a). Azalması :Aşırı heyecansal durumlar, zihinsel ve bedensel yorgunluklar, keder, sıkıntı ve öfke sırasında dikkat azalır. Depresyon, anksiyete, şizofreni ve bazı organik ruhsal bozukluklarda ( deliryum ) dikkat azalır.
b). Artması: Manik hastalarda spontan dikkat önemli ölçüde artar. Hezeyanlı, hallusinasyonlu, paranoid hastalarda belirli obje yada durumlara karşı ikincil olarak dikkat artması görülebilir ( Bu durum hipervijilans olarakta adlandırılır). Yine bazı psikosomatik tepkiler ve obsessif hastalarda dikkat artışı gözlenebilir.
c). Bozulması ( Distraktibilite ) : Dikkatini belirli bir konuda tutamama, küçük bir uyaranla dikkatin önemsiz yada ilgisiz dış uyaranlara kayması durumudur Bu durum sıklıkla manik hastalarda görülür.

Seçici Dikkatsizlik : Hastanın bazı durum ve objeleri görmemezlikten gelmesi halidir. Nevrotik hastalarda görülür. Özellikle anksiyete yaratan obje ve durumlara karşı kullanılır.
Dikkat muayenesi kolaylıkla yapılabilir. Sözgelimi hastanın gözünü kapatması istenip görüşme odasında neler olduğu sorularak spontan dikkat, herhangi bir sözcük verilip bunun harflerini geriye doğru sırayla sayması istenerek volenter dikkat muayenesi yapılabilir.

BELLEK ( HAFIZA )

Dikkat ve algılama gibi zihinsel eylemlerinin yardımıyla çeşitli bilgilerin kazanılmasına, saklanmasına gerektiğinde bilinç alanına getirilerek kullanılmasına ve geçmişle bağlantı kurulmasına yarayan dinamik bir süreçtir.
Ribot, belleği geçmişin bir etkisi olarak tanımlarken, J. Delay, belleği ruhsal bir birleşimden, otomatizma anlamına dek çok farklı psikolojik seviyelerden kurulu bir mimari örneği olarak tanımlar.
Sağlıklı bellek çok hatırlayan değil, anıları, bilgileri iyi seçen ve onları yerinde kullanan bellektir.
Unutma, bir ölçüde gereklidir. Yeni bilgiler için unutma önemli görev üstlenmektedir. Unutma sayesinde gereksiz anılardan ve onların yükünden bir ölçüde kurtularak yeni bilgiler öğrenmemiz kolaylaşacaktır. Kısacası unutma, bellekte ters işleyen ve belleğin sağlığını koruyan bir işlevdir.
Bellek kişiyi deneyimlerinden yararlandırır ve gelişmesini güçlendirir. Burada kısa bir vurgu yapmanın yararlı olacağını sanıyorum. O da şudur. Bellek üzerinde duygularımızın çok büyük etkisi vardır. Günlük yaşamımızdan hatırlayacağımız gibi hoşlandığımız, ilgi çekici anı ve bilgileri kolayca beller, bize itici gelen olayları yada anıları belleyemeyiz. Aslında bu belleğin seçme yeteneğidir. Özetle bellek bireye özgü seçici nitelik taşıyan bir zihinsel işlevdir.
Genel olarak bellek üç alt başlıkta değerlendirilir.

1. Tespit ( Saptama, Kayıt ) : Algılama, etkilenme yoluyla kazanılan bilgi ve izlenimlerin tutulması bunların eski bellek işlevleriyle birleştirilip tanınması.
2. Saklama ( Muhafaza ) : Kazanılmış, tespit edilmiş bilgi ve anıların saklanması, depolanmasıdır.
3. Anımsama ( Hatırlama, Recall, İzhar ) : Bellekte tespit edilip saklanan anı ve bilgilerin gereğine ve yerine göre bilinçli olarak yeniden anımsanmasıdır.

Belleğin çalışması incelendiğinde ilk aşamada kısa sürede bilginin alındığı (1 - 25 sn ) daha sonra bir dizi işlemle depolamanın başladığı ve tamamlandığı (5 - 7 saatte) dikkati çekmektedir.. Daha öncede belirtildiği gibi bu işlemler hücre düzeyindeki işlevlerle olmaktadır. ( Protein sentezi, hücre içi RNA ve Ach. nin rölü ). Bu işlemler açısından bakıldığından belleği üçe ayırarak incelemek mümkündür.

a) Anlık ( Çok Yakın Bellek ) : Bilginin hemen kaydedilmesini kapsar. Hastaya üç parça bilgi ya da üç ayrı kelime veya karışık rakamlar söylenerek veyahut renkler gösterilerek bunları tekrarlaması istenir.( Ör. Kırmızı, Etlik Caddesi 26 numara, Ahmet veya 7, 3, 9 ). Hasta üç dört denemeden sonra bunları tekrarlayamıyorsa bu durum kaydedilir ve anlık bellekte defisit olduğundan söz edilebilir.
b) Yakın Bellek : Anlık bellek muayenesi için verilen ve hatırlanmasının istenileceği belirtilen üç kelimelik bilgilerin 5 dakika sonra tekrarlaması istenilerek yakın bellek değerlendirilebilir. Yada yakın geçmişte yaşandıklarıyla ilgili sorularla muayene yapılabilir. Ör: Yaşadığı yer, adres, kaç gündür hastanede yatıyor vb.
c) Uzak Bellek : Yıllar önce öğrendiği bilgi ve anılarla ilgili sorular sorularak değerlendirme yapılabilir. İlkokuldaki öğretmenin adı, çocuklarının sayısı, cinsiyeti, adları vb. Herkes tarafından bilinen tarihi olaylar hakkındaki sorulara hastanın verdiği cevaplar güvenirlilik açısından daha önemlidir. Bu nedenle tarihi olaylarla ilgili sorularla uzak bellek değerlendirmesi yapılabilir.

Bellek bozuklukları

a).Artması ( Hipermnezi ) : Bellekte tutma ve hatırlama işleminin gereğinde çok fazla olması halidir. Hipermnezi; hipomani, mani, akut konfüzyonel deliryum da, hayatı tehdit eden korku durumlarda, beyin travmalarında, temporal lobların uyarıldığı bazı ameliyat sonrasında, amfetamin, hallusinojenik ilaç alımında, epilepsinin aura devrelerinde ve hipnoz durumlarında görülebilir.
b).Azalması ( Yitirilmesi, Hipomnezi, Dismnezi, Amnezi ) : Belleğin bilgi ve anıların saptama, tutma ve meydana çıkarma gücü azalmıştır. Bilgi ve anıların hatırlanmasında kısmen ya da tamamen yetersizlik söz konusudur.

Anterograd Amnezi : Neden olan durum yada etkenin başlamasından sonra ortaya çıkan bellek kaybıdır. Ör.: Şiddetli bir yumruk alan boksör de görülür. Boksör yumruğu yediği andan sonraki süre ve dönemi hatırlayamaz. Bu durum Wernicke - Korsakoff sendromunda da ortaya çıkar.
Retrograd Amnezi : Neden olan durum yada etkenin başlamasından önceki olaylarla ilgili bellek kaybıdır. Çeşitli travmalar, toksinler, beslenme bozukluğu (özellikle vitamin eksikliği) sonrası görülür. En güzel örnek kafa travması sonrasında travmaya maruz kalan kişi kazadan önceki ve geriye doğru olan anıları hatırlayamaz. Bazen anteroretrograd amnezi bir arada bulunabilir.
Elektrokonvulzif tedavi (EKT) sonrası görülen amnezide retrograd amneziye örnektir. Bu amnezilerdeki düzelmeler kronolojik sırayla olur. Kazaya en yakın anıları en son hatırlarlar. Amneziler total yada laküner özellikler gösterebilir. Bazen anterio - retrograd amneziler birarada bulunabilir ( Ör.: Temporal lobun orta yüzeyinden yapılan bilateral kesi ).
Hipomnezi, amnezi demansların önemli bir bulgusudur. Demanslarda genellikle anlık ve yakın bellek bozuklukları görülür. Uzak bellek ise ilerlemiş vakalarda bozulabilir.
Bazı dissosiyatif durumlarda bellek bozuklukları görülebilir. Buradaki başlıca bozukluk hastanın geçmişini unutup birden bire beklenmedik bir biçimde evinden, çevresinden, işyerinden ayrılmasıdır. Bu sırada kimlik konfüzyonu olur ve tablo füg diye adlandırılır.
Organik nedenler daha çok tespit ve saklama belleğini etkilerken psikojeniklerde ise anımsama belleğinde bozukluklar görülür ( Ego, kaydırılması güç ve anksiyete yaratan yaşantılara karşı represyon savunma mekanizmasıyla kontrol etmeye çalışır ancak yeterli olmadığı durumlarda dissosiyatif tepkiler ortaya çıkar ). Organik yada psikojenik amnezilerin ayırıcı tanısı için iyi fizik muayene ve etyolojik araştırma gereklidir. Unutulmaması gereken hususlardan biriside psikojenik kökenli amnezilerde iyileşme birdenbire olurken, organik olanlarda durum tam tersine yavaş yavaştır.

c).Bozulması(Paramnezi):Kısaca hatalı, çarpık anımsamadır. Gerçekle, ...hayalin birbirine karıştırıldığı bellek bozukluğudur. Birçok paramnezi vardır. Ancak burada sık görülen bazıları tanımlanacaktır.

Deja vu: Belleğin görsel tanıma illüzyonudur. Daha önceden görülmemiş, yaşanmamış bir olayın görülmüş yaşanmış gibi hatırlanmasıdır ( daha önce görmüştüm, daha önce yaşamıştım ). Özellikle histeri ve epilepside görülür.
Jamais vu : Kişinin yaşamış olduğu gerçek bir durumu yaşamamış, görmemiş gibi hissetmesi halidir.
Deja Entendu : O sırada işittiği bir şeyi sanki daha önceden duymuş gibi hissetmesi ( Daha önce işitmiştim).
Deja Pense : Yeni bir düşüncenin sanki daha önce düşünülmüş yada ifade edilmiş olduğunu zannetmesi. ( Daha önceden düşünmüştüm ).
Konfabulasyon : Ortaya çıkan bellek boşluklarının gerçek dışı imgeler ve hikayelerle doldurulmasıdır. Hastanın anlattıklarına ilişkin iç görüsü yoktur. Çünkü hasta anlattıklarının doğruluğuna tümüyle inanmaktadır. Sıklıkla Wernicke - Korsakoff sendromunda görülür.

ALGI

İnsanlar ve diğer varlıklar çevrelerini çeşitli duyu organları ile fark eder, anlar ve kavrarlar. İşte dış ve iç uyaranların farkına varılıp, alınıp değerlendirilmesine algı (idrak, perception) diyoruz. İnsanda yaşadığımız dünya ile ilişkilerinin temelini algılarımız oluşturmaktadır. Algı normalde objeden gelen etkinin 5 duyu organlarında tenbih yaşatması, organdan kalkan iletim yollarıyla beyindeki her duyuya özel bölgelere varması ve oralarda oluşan sembollerin önceki bilgilerle birleşerek bir anlam kazanması yoluyla oluşmaktadır. Bellek, dikkat gibi kognitif fonksiyonlarla birlikte işlev görür.
Algı bozuklukları organik ve psişik kökenli olabilir. Şu başlıklar altında incelenir.

a).Azalma
Dış çevre algısında azalma, yokluk ( anestezi, amaroz ) işitme, görme, koklama, dokunma ve tatma duyularıyla ilgili olabilir.
Hipoestezi ( Hipoaljezi ) : Algınan duyumların yoğunluğunun azalması. Konversiyon bozukluklarında görülür.
b). Artma
Hiperestezi ( Hiperaljezi ): Algınan duyumların yoğunluğunun artması halidir. Çeşitli psikiyatrik bozukluklarda değişik dercelerde hiperesteziler görülebilir.
c).Bozulma
aa).Hallusinasyon (varsanı): Herhangi bir dış uyaran olmaksızın ortaya çıkan gerçekmiş gibi algılanan bir durumdur. Kısaca objesiz algılama olarak tanımlanabilir.
Hallusinasyonlar basit -karmaşık, duygudurumuna uygun ya da duygudurumuna uygun olmamalarına göre adlandırılır.
Basit (elementer) hallusinasyon: Gürültü, ıslık sesi, ışık parıltıları, renkler, uğuldamalar, fosforlu çakmalar gibi yaşantılar için kullanılır.
Karmışık(kompleks) hallusinasyon: Konuşma, insan, hayvan ve müzik sesi duyma, insan yüzü ya da manzara görme gibi yaşantılar için kullanılır.
Duygudurumuna Uygun Hallüsinasyon: Duygudurumu depressif ise hallüsinasyon içeriği yetersizlik, suçluluk, hastalık, ölüm cezalandırılmaya layık olma temalarını kapsar. Duygudurumu manik ise hallüsinasyon içeriği çok değerli, güçlü, bilgili olma, kutsal bir güç ya da yetkili ünlü bir kişiyle ilişkili olma temalarını kapsar.
Duyguduruma Uygun Olmayan Hallüsinasyon: İçeriği depresif veya manik duygudurumun tipik temalarıyla uygun olmayan hallüsinasyonlardır.

Beş Duyu Organlarına Ait Hallüsinasyonlar

İşitme Hallüsinasyonları(Odituar): Ses algısıyla ilgilidir. En sık görülen işitme hallüsinasyonu hastayla konuşan yada adını çağıran sesler biçimindedir. Sesler erkek, kadın, tanıdık, tanımadık, öven yada yeren sesler olabilir. Gürültü müzik sesleri olabilir. Sıklıkla şizofrenide görülür. Şizofrenideki işitme hallüsinasyonları genellikle hoş olmayan, eleştiren özellikler taşır.
Hastaya belirli şeyleri yapması için emir veren seslere özel olarak komut hallüsinasyonları adı verilir.
Görme Hallüsinasyonları (Vizüel ) : İnsan görüntüsü gibi biçimlenmiş olabileceği gibi ışık parıltıları gibi karmaşık, şekillenmemiş görüntüler olabilir.
Tat Hallüsinasyonları ( Gustatutar ) : Tat algısıyla ilgilidir. Hastalar hoş olmayan bir tattan söz ederler.
Koku Hallüsinasyonları ( Olfaktor ) : Koku algısıyla ilgilidir. Yanık lastik, çürümüş balık, et ya da gaita kokusu bunlara örnektir. Hasta bu kokuyu sadece kendisinin hissettiğini söylüyorsa hallüsinasyon, başkalarının böyle bir koku aldığına inanıyorsa hezeyan olarak değerlendirilmelidir.
Dokunma Hallüsinasyonları ( Haptik,Taktil ) : Dokunma ile ilgili yada derisinin altında bir şey varmış gibi ( çoğu zaman böcek ) hissedilen hallüsinasyondur. En sık görülenleri elektrik duyumları ve karıncalanmadır.

Genel olarak işitme hallüsinasyonları dışındaki hallüsinasyonların varlığında etyolojide var olabilecek diğer tıbbi nedenler araştırılmalıdır.

Ekstrakampin Hallüsinasyon : Hastalar sensorial alanın dışındaki nesneleri algılarlar. Ör.: Kafasının arka tarafındaki nesneleri gördüklerini ifade ederler.
Otoskopik Hallüsinasyon ( Ayna Halini Görme ) : Kişinin kısa bir süre için kendi vücudunun önünde yansımasını görmesi halidir. Sıklıkla epilepside görülür. Migrende, organik ruhsal bozukluklarda, posttravmatik stres bozukluğu tablolarında da görülebilir.
Senestezik Hallüsinasyon ( Somatik ) : Hastalar, bedenlerinde acayip, farklı, tuhaf duyumlardan söz ederler ( elektriklenme, karıncalanma ).
Motris Hallüsinasyon : Hasta organ yada uzuvlarının, vücutlarında ayrılarak hareket ettiğinden yada yer değiştirdiğinden yakınabilir (Ör.Ayakları başkaları tarafından götürülüp gezdirilmektedir ).

Schneider'in tanımladığı hallüsinasyonlardan (Örneğin, birbirleriyle konuşan, tartışan sesler gibi) burada söz edilmeyecektir. Konuyla ilgili olarak şizofreni bahsine bakılabilir.

Hipnogojik - Hipnopompik Hallüsinasyon : Uykuya dalma sırasında görülenlere hipnogojik, uyanırken görülenlere ise hipnopompik hallüsinasyon denir. Özellikle narkolepsi de görülür. Bazı anksiyete ve histerik tablolar sırasında da görülebilir.
Makropsi : Nesneleri olduklarından daha büyük görme.
Mikropsi : Nesneleri olduklarından daha küçük görme. Buna lilliputiyan hallüsinasyonlarda denir. Bunlar febril konvulziyon, entoksikasyon, konversiyon, ve bazı organik ruhsal bozukluklarda görülür.
Negatif Hallüsinasyon : Kişinin belirli bir nesneye bakarken onu görmemesi halidir.
Negatif Otoskopi : Aynaya baktığında kendisini görememesi durumudur.

bb).İlluzyon : Gerçek bir dış uyaranın yanlış algılanması yada yorumlanmasıdır. Kısaca yanlış algılamadır. Ör.: Dışarıdaki rüzgarın etkisiyle yaprakların hışırdamasını konuşma sesi olarak yada duvardaki su borusunu yılan olarak görmesi gibi. Genellikle deliryum tablolarında ortaya çıkar. Daha nadiren şizofreni, konversiyon ve anksiyete hallerinde de görülebilir.

cc).Hallusinozis : Kronik alkol kullanımı sırasında ortaya çıkan (bilinç açıkken ) genellikle işitsel olan hallüsinasyonlara verilen addır. Hastanın yanlış algılamasının farkında olmasıyla hallüsinasyondan ayrılır. Başka bir ifadeyle hallusinozis egodistonik, hallusinasyon ise egosintoniktir.

dd).Depersonalizasyon: Bireyin kendi vücudunun bir kısmının veya tamamının yabancılaştığı, farklılaştığı yada değiştiği şeklindeki algı bozukluğudur (Ör:eli kolu uzamıştır) Depresyon, dissosiyatif durumlar, şizofreni, şizoid kişilik bozukluğu, temporal lob epilepsisi ve yorgunluk durumlarında görülebilir.

ee).Derealizasyon : Çevrenin, dış dünyanın garip yada gerçek dışıymış gibi göründüğü, yabancılaştığı şeklindeki algı bozukluğudur (Ör.çevresindeki insanları değişmiş, yabancılaşmış, tanıdık olmayan, mekanik, garip yaratıklar olarak algılar).
Derealizasyon ve depersonalizasyon genellikle birlikte bulunur. Sıklıkla şizofrenide görülür.


YARGILAMA VE İÇGÖRÜ (INSIGHT)

Kognitif fonksiyonların en üst öğesi olan yargılama; olayları ve fikirleri birbiriyle kıyaslayarak ilişkilerini anlama(neden-sonuç, yer-zaman), onlardan doğru ve gerçeğe uygun sonuçlar çıkarma yeteneğidir. Hukuk dilinde de yargılama aşağı yukarı aynı anlamda kullanılmaktadır. Yargı yapmak, eldeki veri yada bilgilerden doğru sonuç çıkarmaktır.
Yargılamayı nesnel ( Objektif ), öznel ( Subjektif ) yargılama alanları olarak ikiye ayırmak ve bu şekilde incelemek gerekir.
Nesnel ( Objektif ) yargılamadan anladığımız şudur. Kişi dış çevrede olup bitenleri doğru olarak kavrayabiliyor mu? Eğer bu soruya cevap alamıyorsak o zaman hastanın nesnel yargılaması bozulmuştur.
Öznel ( Subjektif ) yargılamaya insight, içgörü de denilebilir. O halde insight nedir? Kısaca kendisinin gözlemini yapabilme, kendisini anlama olarak tanımlanabilir. Deskriptif(tanımlayıcı) psikiyatri açısından insight, psikiyatrik bir bozukluğunun farkına varması, kendisinin hasta olduğunu kabul etmesi, dinamik(psikoanalitik) açıdan ise varolan belirti ve davranışlarının altında yatan nedenleri ( bilinçli güdü ve bilinçaltı dürtülerinin ) kavramasıdır.
Özet olarak hastanın durumunu gerçeğe uygun olarak bilebilmesidir.
Hasta mısın? Hastalığın ne tür bir hastalık? Bir psikiyatriste ihtiyacın var mı? Doktora kendin mi geldin? Veya daha klasik sorularla yargılama bozukluğu olup olmadığı test edilebilir. Örneğin: Üzerinde adresi yazılı pulu yapışık kapalı bir zarf bulursan ne yaparsın? Bulunduğunuz ortamda yanık kokusu duyarsan ne yaparsın?
Zeka geriliklerinde, ağır depresyonda, şizofreni, manik, delüzyonel bozukluklarda ve çeşitli organik ruhsal tepkilerde yargılama bozulur.
Kognitif fonksiyonlar bahsini kapatmadan önce bazı özel bozukluklardan söz etmenin yararlı olacağı düşüncesiyle aşağıdaki tanımlamalar verilmiştir.
Adiadokokinezi : Birbiri ardı sıra gelen hareketleri yapamama.
Agnozi : Duyu fonksiyonlarında bozukluk olmamasına rağmen dokunmayla nesneleri tanıyamama.
Vizüel Agnozi : Görme yolları normal olduğu halde nesneleri, şahısları tanıyamama.
Oditif Agnozi: İşitme yolları normal olduğu halde işittiği sesleri tanıyamama.
Anosognozi : Hastalığın reddi, inkarı, özellikle nörolojik defisitin (hemipleji gibi ) farkına varılamaması.
Apraksi : Motor fonksiyonlarda bozukluk olmamasına rağmen motor etkinlikleri yerine getirememe.
Aleksi : Görme bozukluğu olmamasına rağmen okuma becerisinin kaybı.
Agrafi : Yazma yeteneğinin kaybı
Disgrafi: Yanlışının farkına varmaksızın istekleri dışında bir şeyler yazma.
Akalküli ( Diskalküli ) : Hesaplama becerisinin kaybı.

Yukarıda açıklanan özel bozukluklar çok çeşitli nedenlerle ortaya çıkan ruhsal bozukluklarda(özellikle demans) görülür.

Hastaların kognitif fonksiyonlarını değerlendirmeye yönelik kolay uygulanabilen kısa kognitif muayene yada mini-mental durum muayene formatından kısaca söz etmek yararlı olacaktır. Bu muayene formu yönelim, dikkat, hafıza, motor beceri ve dil kullanımı hakkında çok önemli bilgiler verir. 30 puan üzerinden değerlendirilir. 25 puan alan deneklerde şüpheli, 20 puanın altında ise belirgin kognitif bir bozukluğun varlığını gösterir(deliryum ve demans gibi). Mini mental durum muayenesi çeşitli bozuklukların hem ayırıcı tanısı hemde tedavi takibinden kullanılabilir. Uygulama kolaylığının olmasıda ayrı bir avantajdır. Bu şema ek bölümünde verilmiştir.

DÜŞÜNCE

Düşünce, psişik yapının en komplike öğesidir. Tanımı oldukça zordur. Özetle uyaranlar sonucu zihinde çeşitli imgeler ve sembollerin ortaya çıkışı olarak tanımlanabilir. Normal bir düşünce mantık ve yargılama kurallarına ( yer, zaman, nedensellik - karşıtlık ilkelerini tanıyan ) uymalıdır. Normal düşüncenin özellikleri şöyle özetlenebilir.

* Gerçeğe ve lojik kurallara ( Tümden gelim, tüme varım, determinizm ) uygun olmalı.
* Belli amaca yönelik olmalı
* Birbiriyle bağlantılı, düzenli bir akış (armoni ve ahenk) göstermeli ve sonuca varmalıdır.

Düşünce, yapısı, akışı ve içeriği bakımından incelenmelidir.

A. Düşünce yapısı bozuklukları:

Birincil Süreç Düşünce: Zaman, yer konusunda tutarsızlıkları olan, nedensellik ve karşıtlık ilkelerini tanımayan mantık dışı illojik düşüncedir. Tümüyle bilinçdışıdır, dış dünyayla bağlantısı yoktur ( Psikotiklerde görülür ).
Otistik Düşünce : Kişinin isteklerine doyum sağlayan ancak gerçekle ilişkisi olmayan, içe dönük , kaotik düşüncedir. Dereistik düşünce ise lojik değildir ve filogenetik bakımdan daha geri döneme aittir.
Paleolojik Düşünce : İlkel zamana ait, mantık kurallarına uymayan çarpık özellikler gösteren düşüncedir ( a = a + b + c ).
Somut Düşünce : 6 - 7 yaşına kadar çocuklarda görülen düşünce biçimidir. Bu düşüncede genelleştirme, kavramlaştırma, kategorileştirme gelişmemiştir. Zeka geriliklerinde, demanslılarda bu tür düşünce yaygındır. Paradoksal görünse de, bazı şizofrenlerde ileri derecede soyutlama olduğu hatırlanmalıdır.
Büyüsel Düşünce( Magıc thinking ): Bir takım sihir, büyü ve acayip inanışlara yer verilir. Düşüncenin gücüne inanılır. Düşündüğü şeyin olacağını kabul eder. Şizotipal kişilik bozukluğu, şizofreni, obsessif - kompulsif bozukluklarda görülebilir.
Animistik Düşünce : Cansız nesneyi canlı kabul eden ve onunla ilişki kuran düşünce biçimidir. Çocuklarda görülür.




B. Düşünce akış hız ve ritmi ( Assosiasyon, Çağrışım )

a).Artması : Fikir uçuşması(Flight of ideas): Bir konudan diğerine hızlı gecişlerin olduğu, neredeyse sürekli bir akış gösteren bir biri ardı sıra gelen hızlı konuşma biçimidir. Çağrışımlar arasında ilişki vardır. Manide görülür.
Logore ( Söz İshali ) Akış koheran ve mantıklı olmakla birlikte kontrol edilemeyen çok konuşma halidir. Yine maniklerde görülür.
Basınçlı Konuşma : Çok yada hızlı konuşmayla belirli, araya girilmesi zor yada imkansız olan bir konuşma biçimidir. Hasta yüksek ses ve vurgulamalarla konuşur. Sadece bir kelimelik cevaplar vermesi gereken soruları bile uzun hızlı cümlelerle yanıtlayabilir. Görüşmeci araya girse bile hasta bunu görmemezlikten, duymamazlıktan gelir. Konuşma hızına nicel bir ölçü uygulanacak olursa dakikada 150 sözcükten daha fazla kullanılması hızlı yada basınçlı konuşma olarak adlandırılır.

b).Azalması : Burada bir retardasyon ( gecikme, durgunlaşma ) söz konusudur. Hasta konuşmasını sürdürememektedir. Takılır ve durur. Yada çok yavaş bir hızla, çeke çeke konuşturulur veyahut hiç konuşmaz.
Blokaj ( Düşünce Yoksunluğu ) :Düşünce üretimi azalmıştır. Çağrışımların yavaşlaması, tıkanması söz konusudur.(Hemen her zaman psikomotor inhibisyon mevcuttur) Düşünce akışının birden kesilmesi şeklinde de ortaya çıkabilir. Şizofreni ve depresyonda görülür.
Örn.: Hasta : Aslında sıkıntımın sebebi ................... ( sessizlik dönemi )
Dr.: Sıkıntınızın sebebinden söz ediyordunuz. Sebep nedir?
Hasta : Bilmiyorum. Unuttum.
Mutizm : Akışın ileri derecede yavaşlaması, kesilmesi, hatta tamamen, durmasıdır. Özetle konuşmama halidir. Mutizm bir anlamda hastanın işbirliğindeki isteksizliğin kanıtıdır. Katatonik şizofrenide negativizmin, psikotik depresyonda inhibisyonunun sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Bazı dissosiyatif durumlarda da görülebilir.
Konuşma Yoksulluğu : Konuşmanın kısıtlı ayrıntıdan yoksun ve somut olmasıdır. İstenmedikçe ek bilgi verilmez. Sorulan sorulara tek kelimelik cevap verir. Ör. Buraya nasıl ve neyle geldiğinizle ilgili bilgi verir misiniz?
Hasta: Otomobille.

c).Bozulma
Enkoherans ( Dikişsiz Konuşma ) : Bir biriyle ilgisiz, kelime ve kavramların birarada bulunduğu, mantıksız, senkronize olmayan anlamsız konuşmadır. Özetle başkaları tarafından anlaşılamayan ve sonuca varmayan konuşma yada düşünce biçimidir. Dil dezorganizasyonun derecesini göstermek için bazen sözcük salatası adı da verilir. Burada kelimeler karmakarışık bir şekilde sıralanır. Absurdite çok daha ön plandadır. Enkoheransta kendine özgü bir mantık ve ilişki varken(bazen armonik) sözcük salatasında böyle bir özellik yoktur.
Yöresel, kültürel, eğitim yada zeka yetersizliğine bağlı olarak ortaya çıkan konuşma yada lehçeler, enkoherans olarak değerlendirilmemelidir. Hastanın afazik olup - olmadığına dikkat edilmelidir.
Ayrıntıcılık ( Sirkumstansiyalite ) : Dolaylı - tefaruatlı konuşmadır. Ayrıntılara aşırı girilmesi, araya yeni konular sıkıştırılmasıyla karakterizedir. Amaca güçlükle varabilir. Konuşması kesilmedikçe ve zorlanmadıkça ana konuya gelemez, ayrıntılı cevaplar dakikalarca sürebilir. Görüşmecinin hastanın sözünü sık sık kesmek zorunda kalması bu bozukluğun varlığına işaret edebilir. Şizofreni ve bazı demanslarda görülür.
Çevresel Konuşma (Teğet konuşma, Tanjantiyalite) : Çağrışımların amaca yönelik olmaması ve sonuca varamamasıdır. Sorulan sorulara verilen cevaplar genellikle konuya teğet geçer,ana temaya yaklaşır ancak ulaşamaz. Şizofrenide görülür.
Örneğin: Tahsiliniz nedir? Gibi açık ve kısa cevap içeren bir soruya hastanın cevabı şöyle olabilir.Zor bir soru. Aslında biz sekiz kardeşiz. Annemle babam akraba. Annem çalışmıyor. Tahsili de yok. Şimdi tahsilimizi belirleyebilmemiz için bunlara bir göz atmalıyız. Bu zor şartlarda tahsilde çok zor canım. İnsanlar nasıl yaşıyorlar, neyle geçiniyorlar biliyor musunuz. Asıl bunlar önemli.
Klang Çağrışım : Anlamlı yada anlamsız olmasına bakılmaksızın, ses yada kafiye uyumu olan kelimelerin birbiri peşi sıra sıralanmasıdır. Konuşma anlamsız bir şiir havası taşır. Manide ve Şizofrenide görülür.
Ör.: Sıfır bir Adana, boya badana, sıfır iki Adıyaman senin adın pek yaman. Sıfır üç Afyon o güzel bir kamyon. Sıfır dört Artvin, Doktor bey verdiğin ilaçlarla sen de beni zom ettin.
Neolojizm : Çeşitli kelimelerin hecelerini yan yana getirerek yeni sözcük yada sözcükler yaratmasıdır. Hasta herhangi bir sözcüğün yerine lügat ta bulunmayan farklı, garip, türetilmiş başka bir sözcüğü kullanır. Yada sözcüğü böler, hece aralarına başka harfler yerleştirir.
Ör.Tamay: Karısının adının ilk hecesiyle, doktorunun adının son hecesinden türetilen bir kelime.
Sembolizim : Bilindiği gibi bütün sözlerimiz sembollerden ibarettir. Ancak sembolizmde herkes tarafından kullanılması yerinde ve uygun olmayan başka bir kelimeyi, asıl uygun olanın yerine kullanır.
Perseverasyon : Yeni bir uyaran gelmesine karşın önceki bir uyarana göre yanıt vermeyi sürdürme. Hasta bir kavramı, sözcüğü yada sözcükleri tekrarlar durur başka bir ifade ile takılır kalır ve yenilerine gecemez.
Perseverasyonda sözcüğün giderek artan sıklıkta yinelenmesine "palilali" kullanılan son sözcüğün son hecesinin perseverasyonuna "logokloni" adı verilir. Demans, şizofreni ve organik ruhsal bozukluklarda görülür.
Örnek: Kümbetli’liyim. Kars'ın Kümbetlisinden. Kümbetli, Kars'ın 10 km. batısında. Ben Etlik'te oturuyorum. Ankara'nın semti Etlik'te. Etlik, Kızılay'a 10 km uzaklıkta. Güzel yer Etlik, Kümbetlide de Etlik'teki evlere benzer evler var. Hem Etlik, hem Kümbetli iyi yerler. vb.
Yandan Cevap : Sorulan sorulara uygun olmayan cevapların verilmesi. Verilen cevapların real ve lojik olmamasıdır. Genellikle diğer çağrışım bozukluklarıyla birliktedir.
Örn.: - Kullandığın ilaçlardan fayda gördün mü?
- Beni çıkarın eve gideyim.
Kondensasyon ( Sıkıştırma ) : Değişik kavramların tek bir kavram haline getirilmesidir. Başka bir ifadeyle birçok duygu ve nesneye ilişkin bütün fenomenlerin birarada bulunması halidir.

Örn.: - Mayıstosa kadar işlerimi yoluna koyacağım (Mayıs'tan Ağustos'a kadar).

Verbijerasyon : Özel bir takım kelime, deyim ya da kavramları anlamsız bir biçimde tekrarlaması (perseverasyon ve neolojizm). Kısaca neolojizmler kümesidir. Hastanın söyledikleri oldukça anlamsızdır."Kodlanmış bir dil" olarak ta değerlendirilmektedir. Klasik kitaplarda hastanın kendi kendisine konuşması olarak adlandırılmakta ve özellikle kronik şizofrenilerde görülmektedir.

Ekolali : Hastanın karşısındakilerin söylediklerini tekrarlamasıdır. (papağan gibi anlamsız bir şekilde). Şizofreni, zeka gerilikleri, organik ruhsal bozukluklarda ve tourette bozukluğunda görülür.
Örn.: - Sizi bugün daha iyi gibi görüyorum ( şeklindeki bir cümleyi hasta ).
- Gibi görüyorum sizi diye tekrarlayabilir.

Koprolali : Kompulsif bir şekilde açık - seçik sözcükler söyleme (fekal konuşmada denir). Şizofreni ve tik bozukluklarında görülür.

B. Düşünce İçeriği

a).Azalması : Fikir fakirliği, fakirleşmesi (Kişi, düşüncesini çok basit yoldan anlatmaya çalışır ancak beceremez. Düşünce üretiminin olmaması sebebiyle fikirler ve onları ifade eden sözcükler yetersizdir.) Fikir fakirliği ile yöresel ve kültürel özelliklerden kaynaklanan yetersizlikler karıştırılmamalıdır. Düşünce içeriğinin fakirleşmesi genellikle zeka gerilikleri, demans ve kronik detoriye şizofrenlerde görülür.

b).Artma : Aşırı derecede zihnini işgal eden düşünceler, fanteziler ile bir konu üzerinde sürekli ve yoğun olarak durma.

c).Bozulma

aa).Hezeyan(Sanrı, Delüzyon, Delir) : Aksi delillerle kanıtlanmasına rağmen hasta tarafından kabul edilmeyen, gerçeğin yerini almış yanlış düşüncelerdir. Hezeyanlar, içeriğine, kaynağına ve oluş biçimlerine göre sınıflandırılırlar.

Primer (Birincil): Daha önceki etkileşimlerle ya da yaşantılarla herhangi görünür bir ilişkisi yoktur. Birden bire hastanın içine doğmasıyla ortaya çıkarlar.

Sekonder (İkincil): Psişik yaşantılarından ya da o sırada hastanın üzerine kafa yorduğu düşüncelerden kaynaklanır.
MENİNGER'in hezeyanları sınıflandırması ise şu şekildedir:

Centrifugal Centripedal
Ego öznedir (subject ). Ego nesnedir (object ).
( büyüklük, küçüklük ( Perseküsyon, referans
hipokondirak hezeyanlar ) hezeyanları )

Otopsişik Allopsişik Somatopsişik
( Kendisiyle ilgili ) ( Dış dünyayla ilgili) ( Kendi vücuduyla ilgili )

Bizar Hezeyan Nonbizar Hezeyan
(Gayri mümkün gayri varit) (Mümkün gayri varit)
Kişinin kültüründe tümüyle Olması mümkün olan
Inanılmaz olarak görülen hezeyanlardır. hezeyanlardır.
( Uzaydan gelen yaratıklar beynine bir şeyler ( Takip edilme, asil bir
yerleştirmiştir. Deniz dibindeki ülke kralının soydan gelme vb).
oğludur)
Sistemli Hezeyan Sistemsiz Hezeyan
Tek bir olay ve temayla ilgilidir. Başı sonu belli olmayan, birbiriyle
Hezeyan ne kadar düzgün, çelişen ve çeşitli temalar içeren
varılan sonuçlar ne kadar anlamlı ve hezeyanlardır.
ne kadar olağana yakınsa, hezeyan o denli
sistemlidir. ( mit, mafya, vb. )

Duygudurumuna Uygun Olan Hezeyan Duygudurumuna Uygun Olmayan
(Duygu durumu depresif içerik ise kişisel Hezeyan
yetersizlik, suçluluk, ölüm, cezalandırılmaya (Duygudurumu manik olan hastada
layık. Manik ise çok değerli, güçlü, bilgili, düşünce yarılması,sokulması gibi üstün olma gibi ). hezeyanın olması)

Çeşitlerine göre hezeyanlar şöyle sıralanır:

Grandiyöz Hezeyan ( Megalomanik ) : Çok güçlü bilgili olma, üstün olma, ünlü olma hezeyanı. Hasta mükemmel bir kitap yazdığına, beste yaptığına yada önemli bir buluş yaptığına inanabilir. İkiye ayrılır.

Grandiyöz Yetenek Hezeyanı Grandiyöz Kimlik Hezeyanı
(Özel bir takım güçleri yada (Napolyan, Atatürk .)
yeteneklerinin olması)

Erotomanik : Genellikle daha yüksek bir konumda yada statüde bulunan birinin kendisine aşık olduğuna ait hezeyandır. Ana tema cinsel fantazi ve
aktivelerdir ( Clerambault sendromu adıyla da bilinir ).
Hipokondriyak : Bütün tıbbi verilere rağmen kişinin hasta olduğuna ilişkin tartışma götürmez inancı. Yaşlılarda sıktır.
Mignon Hezeyanı : Kendi anne - babasından değil, ayrıcalıklı bir aileden geldiğine dair hezeyandır.
Nihilistik : Kendisinin, başkalarının yada dünyanın olmadığı, birtakım organlarının bulunmadığını, çürüdüğü, eridiğine ilişkin hezeyandır. Şizofreni ve depresyonda görülür.
Ağır psikotik depresyonlarda görülen, özel önemi olan ve acil tedavi (özellikle EKT) endikasyonu olan Cotard sendromundan söz etmek yararlı olacaktır.


Cotard Sendromu

Negasyon:Kısaca varlığın reddidir. Hasta çevresinden iğrenir, ellerinden tiksinebilir, bir organının yok olduğunu ya da yakınlarından birinin öldüğünü ifade etmek yoluyla inkarlara sapar. Kendisinin ölümsüz olduğunu savunur. O kadar günahkardır ki ölmeyecektir ve bu günahlarının bedelini ödemek için yaşamaya sonsuz olarak devam edecektir. Buna Immortalite hezeyanı denir. Suçludur,..suç bulaştırılmıştır. Bu sebeple o kadar büyüyecektir ki dünyayı kaplayacak ve bütün günahlarıyla dünyayı kötülükler saracak ve kötülüklere sebep olacaktır. Buna da Emormite hezeyanı denir. Bu üç hezeyanın bir arada bulunduğu klinik antiteye Cotard sendromu adı verilir.

Perseküsyon : Kişinin saldırıya uğradığı, rahat verilmediği, aldatıldığı, baskı yapıldığı, kötülük, zarar gördüğüne yönelik hezeyanlardır.
Paranoid Hezeyan : Perseküsyon, referans ve grandiyöz hezeyanları içerir.
Paylaşılmış Hezeyan : Hezeyanı olan başka bir kişi yada kişilerle yakın ilişki içinde bulunan birisinin ( karı - koca, kardeş vb. ) aynı hezeyanı paylaşıyor olması.
Referans Hezeyan ve düşünce: Olayların, kişilerin, kendisine yönelik olduğu şeklindeki yanlış yorumlamalardır. Hakkında konuşuyorlar, radyo - TV'den mesaj yolluyorlar,
Örn.: Hasta odaya girdiğinde insanları gülerken görür ve o sırada kendisini konuştuklarını ve ona güldüklerini sanarak alınır. Sadece kuşku duyar, düşüncelerinin yanlış olabileceğini kabul ederse referans düşünce, kuşku duymaz hiç tartışmasız inanırsa referans hezeyan olarak adlandırılır.
Kıskançlık : Tema cinsel eşinin sadakatsızlığıdır.Hasta buna yönelik ipuçları arar ve bunları kanıt olarak kullanır. Böyle bir ilişkinin varlığını ispatlamak için özel çaba gösterir ( Bu tablo Othella sendromu olarak ta bilinir). Sıklıkla delüzyonel bozukluklarda görülür.

Schneider'in tanımladığı ve şizofrenide görülen hezeyanlara örnek verirsek;

Düşünce Çekilmesi (Çalınması): Çeşitli güçler tarafından düşünçeleri zihninden alınmıştır.
Düşünce Okunması : Düşünçelerinin başkalarınca okunabildiğine yada başkalarının düşüncelerini okuyabildiğine dair hezeyandır.
Düşünce Sokulması : Birtakım düşüncelerin kendisinin olmadığı halde başkalarınca aktarıldığı yada kafasına sokulduğu yönündeki hezeyandır.
Düşünce Yayınlanması : Düşüncelerinin başkalarınca verici gibi aletler vasıtasıyla yüksek sesle yayınlanmasıdır.
Etkileme : Olağanüstü güçlerle başkalarını etkilemektedir.
Etkilenme : Olağan üstü güçlerle başkaları tarafından, düşünce ve davranışları yönlendirilmektedir.
Kontrol Edilme : Duygu ve düşüncelerinin yada eylemlerinin kendi kontrolünden ziyade bazı dış güçlerin kontrolu altında olduğuna dair hezeyandır.

Küçüklük, Keşif, Hak arama, Yoksulluk
(Kendisini,ileri derecede (Önemli bir (Hakkı yenmişdir. (Malı olmasına
değersiz,küçük , işe icadı vardır.) Bu sebeple sürekli rağmen hiç mal
yaramaz görür. Bu dava açar.) varlığı olmadığı,ya
nedenle kendisini da mallarından
tedavi edilmeye layık yoksun bırakılaca-
görmez.) ğına dair hezeyan.)

Suçluluk - Günahkarlık Hezeyanı : Hastanın çok büyük suçunun, günahının olduğuna inanması. Hasta bazen hiç ilişkisinin olmadığı bir kaza, yangın ya da felaketten kendisini sorumlu tutar.

bb).Obsesyon (Takıntı, Musallat Fikir,Vesvese )

Anlamsız olduğu halde istenmeden gelen, kişiyi rahatsız eden, tekrarlayan ısrarlı düşünceler, dürtüler yada düşlemlerdir. Obsesyon da temel öğe, düşüncenin egodistonik olması ve semboller içermesidir. Kuşku, metafizik, sayma, tezat gibi çeşitleri vardır.
Obsesyonel Düşünceler : Tekrarlayan ve hastaya rahatsızlık veren sözcük ve deyişlerdir.
Obsesyonel dürtü : Belirli bir eylemi gerçekleştirmeye iten ısrarlı dürtüler.
Sık görülen obsesyonlar: Kirlilik(bulaşma), saldırganlık, düzenlilik, hastalık, cinsel ve dini konularla ilgilidir.
Örn : Ellerine mikrop, gaita, meni bulaştığı ( kirlilik - bulaşma )
Kendini, çocuğunu, eşini öldüreceği, başkalarına zarar vereceği yada öfkeyle bağıracağı ( saldırganlık )
Eşyalarını belli bir durumda yerleştirme yada kaldırma ( düzenlilik,simetri )
Kanser olacağı ( hastalık )
Tiksindirici bulduğu cinsel eylem, çocuğuna, aile bireylerine yada başkalarına cinsel tacizde bulunacağı endişesi ( cinsel )
Allah'a küfür, var olup olmadığı konusundaki takıntılar ( dini )
Kapıyı, ocağı,ışığı açık bıraktım şüphesi(kuşku)

cc.Fobi : Belli bir durum, yada obje karşısında ortaya çıkan gerçekçi olmayan kalıcı, ısrarlı mantıksızca korkma ve bundan kaçınmaya zorlamadır ( Çoğu zaman fobik uyarandan kaçınılır ). Fobide de temel özelliklerin aynen obsesyonda olduğu gibi egodistonik ve sembolik olmasıdır.

Nesne ( Obje ) Fobileri : Kedi, köpek, fare vb.
Durum Fobileri : Kapalı, açık yer, asansör, yükseklik, karanlık, sosyal
İşlev(eylem) Fobileri : Terleme, bayılma, idrar kaçırma .

Agorafobi :Temel özellik yardım alamayacağı endişesini taşımaktır. Açık alanlarda bulunma, evin güvenli ortamını bırakarak dışarı çıkma korkusu örnek olarak verilebilir.
Ailurofobi: Kediden, Akrofobi:Yüksek yerden, Algofobi : Ağrıdan, Eritrofobi:Yüzünün kızarmasından, Klastrofobi: Kapalı yerlerden ( sinema, tiyatro, dar sokak) Ksenofobi : Yabancılardan korkma, Özgül Fobi : belli nesne ya da durumla sınırlı fobiler:( Kan görme, enjeksiyon, uçakla seyahat), Panfobi: Her şeyden korkma, Zoofobi: Hayvanlardan korkma. Sosyal Fobi : Toplum önünde konuşma, dışarıda yemek yeme, yazı yazma, genel tuvaleti kullanmada sorun yaşanması.


DUYGULANIM

İki önemli kavram vardır.

Duygulanım ( Affekt ) : Kısaca kişinin duruma bağlı anlık duyusal yaşantısını ifade etmekte kullanılan bir terimdir. Genel anlamda düşünceye bağlı olarak anında ortaya çıkan emosyonlar ve bunların davranışlara yansıyan örüntüsüdür.
Mizaç ( Mood ) : Kişinin sürekli nitelik kazanmış yaşam boyu içinde bulunduğu duygudurumudur.

Duygulanımı değerlendirilirken yoğunluğuna, değişkenliğe ve düşünce içeriğine uygun olup olmadığına bakılmalıdır. Sık görülen duygulanım örneklerden bazıları şunlardır. Elem, keder, neşe, üzüntü, sevinç, öfke, sıkıntı, korku .


Duygulanım Bozuklukları

a).Duygulanımda Azalma :

Endiferans ( İlgisizlik, Lakaydi ) : Kişinin çevrede olup bitenlere karşı ilgisiz ve kayıtsız kalmasıdır. Böyle bir hasta vurdumduymaz yada aldırmaz olarak tanımlanabilir. Şizofrenin temel belirtilerindendir.
Künt Duygulanım : Duygulanımın dışarı vurumunun yoğunluğunda belirgin bir azalma halidir. Duygusal tepki göstermesi gereken durumlarda bile hiç tepki vermemesidir.
Donuk Duygulanım : Duygulanımın dışavurumuna yada duyguların ifade edilişine ait hiçbir belirtinin olmaması veyahut çok az belirtinin olmasıdır. Bu hastaların ses tonları monoton, yüzleri hareketsizdir. Şizofrenide görülür.
Apati ( Donukluk ) : Duygulanım, düşünce ve davranışlarda yavaşlama, çevreden kopukluk ve ilgisizliğin eşlik ettiği donukluk halidir. Zeka geriliklerinde, ağır stuporlu depresyonlarda, şizofrenide ve bazı demanslarda görülür.
Anhedoni : Dış dünyadaki etkinliklere karşı ilgi duymama, bunlardan geri çekilme, hiçbirşeyden zevk alamama halidir. Depresyon, kronik şizofrenide görülebilir.
Aleksitimi : Duygularının farkında olmama yada bunları tanımlamakta zorluk çekme veyahut hiç tanımlayamama halidir.
La Belle indiferans ( Güzel Aldırmazlık ) : Hastanın mevcut bulgu, semptom yada durumuna uymayacak derecede ilgisiz uygunsuz olması durumudur. Başka bir ifadeyle içinde bulunduğu perişanlığa aldırmaması halidir. Konversiyon da sık görülür.

b).Duygulanımda Artma : İki yönde artma söz konusudur.

Neşe Yönünde Artma

Öfori: Yaşanan olaylarla ve realiteyle uyumlu olmayan abartılı neşe, zevk alma, kendini iyi hissetme durumudur. Manide, hipomanide, psikostimulan ilaç kullanımında, bazı organik ruhsal bozukluklarda (Frontal lob sendromu, ) görülür.
Elasyon : Öfori ile birlikte motor aktivitede artma.
Ekzaltasyon : Grandiyöz duyguların eşlik ettiği elasyon hali. Başka bir ifade ile Öfori + motor etkinlikte artma + grandiyöz duygular.
Ekstazi (Çoşkunluk ) : Çok yoğun kendinden geçme durumu ( Vecd içinde olma ). Genellikle dini konularla uğraş buna eşlik eder

Elem - Keder Yönünde Artma

Depresyon ( Çöküntü ) : Tek başına tanımlandığında elem, keder, hüzün, üzüntü, neşesizlik, umutsuzluk, çaresizlik gibi duyguların artmış hali olarak tanımlanır. Depressif bozukluklarda görülür.
Yas : Gerçek bir obje kaybı sonrasında ortaya çıkan üzüntü, keder duygusudur.




c).Duygulanımda Bozulma:

Anksiyete ( Sıkıntı, Kaygı, Bunaltı ) : Kötü, tehlikeli bir şey olacakmış gibi duygularla bireyi rahatsız eden, somatik belirtilerin ( çarpıntı, hava açlığı, terleme, ağız kuruluğu) eşlik ettiği, ölüm korkusunun hakim olduğu endişeli beklenti içinde olma halidir.
Anksiyeteye neden olan tehlike odağı içeride yada dışarıda olabilir.
Başta nevrotik bozukluklar olmak üzere bütün psikiyatrik bozukluklarda değişik şiddet ve sürelerde ortaya çıkabilir.

Panik : Korku ve endişe duygularıyla otonomik belirtilerin eşlik ettiği ani epizodik ve yoğun anksiyete atağıdır. Panik bozukluğunda, fobik bozukluk, alkol, sedatif hipnotik ilaçların yoksunluk dönemlerinde, bazı psikotik bozuklukların başlangıç dönemlerinde, bazı organik bozukluklarda (Hipertroidi, feokromasitoma, infarktüs ) görülebilir.
Korku : Dış dünyada varolan gerçek bir tehlikenin ( obje, durum ) ortaya çıkardığı duygudur.

Beklenti Anksiyetesi : Özellikle fobik hastalarda görülür. Bu hastalar sadece belirli fobik nesne ve durumlarla karşılaştıklarında değil aynı zamanda bunları düşündüklerinde, hatırladıklarında da anksiyete duyarlar buna beklenti anksiyetesi adı verilir.

Performans Anksiyetesi : Belirli bir performasyon gerektiren eylemlerin yapılacağı durumlarda ortaya çıkan anksiyetedir.

Hostilite : Öfke, hüsümet, kızgınlık ve karşı koyma hali. Daha sonra açıklanacak agresyonun duygusal karşılığıdır.

Ajitasyon : Motor huzursuzlukla birlikte görülen yoğun anksiyete halidir.

Ambivalans : Aynı kişide aynı zamanda aynı obje yada duruma karşı zıt duyguların(karşıtlık ilkesiyle hastanın kilitlenmesi) birarada bulunması durumudur. Şizofrenin temel belirtilerindendir. Depresyon ve obsessif - kompulsiflerde de görülebilir.

Labil ( Oynak ) Duygulanım : Duygulanımda hızlı tekrarlayan olağandışı değişkenliklerin olmasıdır. Öfori, anksiyete, depresyon gibi duygulanımların sık yer değiştirmesi örnek olarak verilebilir.

Uygunsuz ( Ahenksiz ) Duygulanım : Duygulanımla düşüncelerin yada konuşma içeriğinin uyumsuz olmasıdır. Ör.: Kendisini zehirleyeceklerinden söz eden hastanın gülümsemesi

Ötimik Duygulanım : Normal sınırlardaki duygulanım için kullanılan bir terimdir.

DAVRANIŞ

Organizmanın uyaran karşısında gösterdiği gözlenebilen tepkilerine davranış denir.Kısaca kişinin gösterdiği motor aktivitedir. Davranış bozukluklarını da artma, azalma ve bozulma olarak incelemekteyiz.

a). Azalması: Genel anlamda hipoaktivite olarak değerlendirilir. Hareketlerinde azalma sözkonusudur ( Psikomotor retardasyon ). Düşünce ve konuşmadaki azalmada buna eşlik eder ( Depresyonda, rezidüel psikozlarda görülür ). Tembellik, cansızlık, inhibisyonda davranış bir anlamda davranış azalmasına örnektir.

b). Artması

Agresyon : Kızgınlık - öfke yada düşmanlık duygularının motor karışılığıdır.
Psikomotor Ajitasyon : Amaca yönelik olmayan, tekrarlayan, gerginlik duygusunun eşlik ettiği aşırı motor etkinliktir.
Eksitasyon : Dış uyaranlardan etkilenmeyen amaçsız ve kızışmış motor davranıştır.
Hiperaktivite : Huzursuz, agressif, zarar verici, yıkıcı motor aktivitedir. Hasta sürekli hareket halindedir. Saldırgan davranışlar gösterebilir.

c). Bozulması

Astazi :Herhangi bir motor kusur olmaksızın yürüyememe
Abazi : Herhangi bir motor kusur olmaksızın ayakta duramama. Başta konversiyon olmak üzere çeşitli psikiyatrik bozukluklarda görülür.
Ekopraksi : Bir başkasının davranışlarını taklit etme. Şizofreni ve bazı tik bozukluklarında görülür.
Negativizm : Hareket ettirmeye yönelik verilen komutlara nedensiz bir şekilde direnme, direnç gösterme, muhalif olma halidir. Şizofrenide, zeka geriliklerinde görülür, bazen de amaçlı olabilir.
Otomatizm :Amaçsız, bilinçsiz biçimde bir eylem yada eylemlerin otomatik olarak yapılması halidir (Sürekli göz kırpma, yutkunma gibi). Şizofreni, konversiyon, dissosiyatif bozukluklarda psikomotor epilepside görülür.
Stereotipik Davranışlar : Anlamsız gibi görünen motor hareketlerin ya da beden hareketlerinin sürekli bir biçimde tekrarlanmasıdır ( El - kol sallama, burun çekme, iki nokta arasında gidip gelme ).
Stupor : Mutizmle birlikte giden hareketsizlik, tepkisizlik durumudur.
Katalepsi (Balmumu Esnekliği = Flexibilitas Cerea ) : Vücut konumunu uzun süre hareketsiz bir biçimde tutmasıdır ( Ör.: Kol ve bacaklarını ). Hasta verilen vücut konumunu en az l5 saniye süreyle aynen korur. Çok daha uzun sürmesi mümkündür. Katatonik şizofrenide görülür.
Katapleksi : Aniden ortaya çıkan iki taraflı kas tonusu kaybıdır. Kahkaha, öfkelenme, saşırma ve korkma gibi yoğun duygulara eşlik eder ve hasta yere düşer. Kısaca gelip geçici paralizi olarak ta adlandırılabilir. Narkolepsinin temel bulgularındadır.
Katatoni : Genel anlamda motor hareketsizlik olarak tanımlanabilir. Rijidite, eksitasyon, negativizm, mutizm, ekolali, ekopraksi gibi motor bozuklukların varlığı söz konusudur.
Mannerizm : Dışarıdan garip yada acayip diye nitelendirilebilecek istemdışı davranışlar.(Konuşurken kaşlarını çatar, göz kırpar, birtakım anlaşılmaz ifadeler takınır)
Grimas : Hastanın özellikle ağız ve göz çevresinde izlenen ve tiki andıran garip hareketlerdir.
Paratimi : Hastanın beklenen duygusal tepkilere uygun olmayan yada beklenen tepkilerin tam tersine duygusal yanıtlar vermesidir. Bu hastaların mimiklerinde paradoksallık hakimdir. Paramimi ise uygunsuz mimik ve jestlerdir. Klasik kitaplarda. hastanın yüzünün üst yarısıyla alt yarısı arasındaki uyumsuzluk olarak tanımlanmakta olup bu hastaların alınlarında hareket olmamasına dikkat çekilmiştir.
Ekomimi : Karşısındakinin mimiklerini taklit etmesidir.(Adete ayna gibi yansıtması)
Kompülsiyon : Engel olunamayan ısrarlı, tekrarlayıcı davranışlardır. Bu davranışlar genellikle obsesyonların yarattığı sıkıntıdan kurtulmaya yada sıkıntıyı azaltmaya yöneliktir. Kompulsiyon çeşitleri:

Kontrol etme:Genellikle kuşku obsesyonu eşlik eder.
Yıkama: En sık görülen kompulsiyondur. Sıklıkla kirlilik obsesyonuna bağlı olarak ortaya çıkar.
Tekrarlama: Belli bir hareketi aynı biçimde tekrar tekrar yapma kompulsiyonudur (odadan hep aynı biçimde çıkma vb).

Bazı özel kompulsiyonlar şunlardır:

Kleptomani : Çalma kompulsiyonu
Dipsomani : Alkol alma kompulsiyonu ( epsilon alkolizm )
Trikotillomani : Saç yolma, çekme kompulsiyonu
Nimfomani : Kadında kompulsif aşırı koitus isteğinin olması
Satiriazis : Erkekte kompulsif - aşırı koitus
Ritüel : Bir davranışı hep aynı düzen içinde ve tören havasında kompulsif biçimde yapma halidir.
İmpulsif Davranış : Düşünmeden ve sonuçları hesaplanmadan yapılan dürtüsel davranışlardır.
Tik : İstemdışı spazmodik motor hareketlerdir.



PSİKOFİZYOLOJİ

UYKU

Hipersomnia : Aşırı uyku ve engellenemeyen gündüz uyku atakları. Narkolepsi, uyku apnesi, Klein - Levin Sendromu ve ensefalit gibi hastalıklarda görülür.
İnsomnia : Uykuya başlamada ve sürdürmede bozukluk vardır. Uykunun niteliği bozulmuştur. Anksiyete, depresyon gibi hastalıklarda görülür.
Parasomnia : Uyku sırasında yada uykuyla uyanıklık dönemleri arasında ortaya çıkan anormal davranışlardır. Somnonbolizm ( Uyurgezerlik ), karabasan, epilepsi, bruksizm, myoklonus, Restless - leg örnekleri verilebilir.




İŞTAH

Anoreksiya : İştah azalması yada yok olması
Hiperfaji : İştah artması yada çok yemek, çeşitli psikiyatrik bozukluklarda ( Başta depresyon ve anksiyete olmak üzere ) iştah değişiklikleri görülebilir. Ayrıca garip şeyleri ( çöp, taş, dışkı vb. ) yemek gibi sapmalar görülebilir ( Şizofrenide )
Anoreksiya Nervoza ( Yemek Reddi ) ve Bulimia Nervoza (Aşırı yeme - kusma nöbetlerinin olması ) gibi spesifik yeme bozuklukları mevcuttur.

CİNSEL İŞLEV VE KİMLİK BOZUKLUKLARI

Cinsel istekte azalma (Cinsel işlev bozuklukları, Hipoaktif cinsel istek bozukluğu): Cinsel fantazisinin ve cinsel etkinlikte bulunma isteğinin az yada hiç olmaması
Cinsel tiksinti bozukluğu : Cinsel eşiyle genital cinsel ilişki kurmaktan aşırı tiksinti duyma veya tümüyle kaçınma.
Kadında cinsel uyarılma bozukluğu : Cinsel uyarılmanın yeterli olamaması.
Kadında orgazm bozukluğu : Normal cinsel uyrılma evresinden sonra orgazmın tekrarlayıcı biçimde gecikmesi yada hiç olmaması
Erkekte orgazm bozukluğu : Normal cinsel uyarılma sonrası sürekli yada tekrarlayıcı bir biçimde orgazm gecikmesi veya olmaması.
Erken boşalma ( Prematür Ejakülasyon ) : Çok az bir cinsel uyarılma ile kişinin isteği dışında ejakülasyonun olması.
Disparoni : Erkekte yada kadında cinsel ilişkiye, yineleyici bir biçimde veya sürekli olarak eşlik eden genital ağrının olması.
Vajinismus : Vajinanın dış üçte birindeki kaslarda koitusu engelleyecek bir biçimde istem dışı spazmın olması


Parafililer
Egzibisyonizm (Teşhircilik,_göstermecilik):Uygun olmayan durumlarda cinsel organını başkalarına gösterme tutkusu.
Fetişizm : Gerçekte cinsellikle ilgili olmayan karşı cinsin nesnelerini (İç çamaşır vb ) kullanmakla doyum bulması.
Frottörizm ( Sürtünmecilik ) : Kişinin rızası olmayan bir kişiye dokunması ve sürtünmesi ile ilgili yoğun istek.
Pedofili : 13 yaş yada altındaki çocuklarla cinsel ilişki kurma tutkusu.
Cinsel Mazoizm : Kişinin cinsellikle birlikte kendisine hakaret edilmesinden, dövülmesinden, istirap verilmesinden veya bağlanmasından doyum sağlama. eğilimlerinin olması.
Cinsel Sadizm : Cinsellikle birlikte kişinin başkalarına eziyet etme, acı çektirme eğilimi.
Voyörizm ( Gözetlemecilik ) : Bir kişiyi çıplakken, soyunurken yada cinsel aktivitede bulunurken, gözetleyerek doyum sağlama eğilimi.
Transvestik Fetisizm : Heteroseksüel bir erkekte aykırı giyim ile ilgili yoğun istek duyma ve karşı cins gibi giyinme.
Gerontofili : Yaşlılarla cinsel ilişki de bulunma tutkusu
Nekrofili : Ölü ile cinsel ilişkide bulunma tutkusu

Transseksüalite ( Cinsel kimlik bozukluğu ) : Karşı cinsiyetle güçlü ve sürekli bir özdeşim kurarak, kendini karşı cins gibi algılaması ve kabul etmesidir.
Homoseksüalite : Kendi cinsinden kişilerle cinsel ilişki kurma eğilimi ve eylemidir.


ÖZEL BECERİ ve YETERLİLİK

Zeka, özetle öğrenme ve öğrendiklerini uygun biçimde kullanabilme yeteneğidir. Klinik uygulamalarda çeşitli testler vasıtasıyla zeka düzeyleri ölçülebilir. Genel olarak IQ(Intelligence quotient) şeklinde ifade edilir. IQ aşağıdaki formülle hesaplanır.

Zeka Yaşı
IQ = x 100
Takvim Yaşı

Zeka geriliği: Zeka işlevlerinin normalin altında olması, bu durumun gelişim döneminde ortaya çıkması ve bireyin uyumunda önemli eksikliklerin olmasıyla karekterize bir tablodur. Pratik olarak IQ'su 70'in altında olan bireyler zeka geriliği olarak kabul edilir.

Özel Beceri :
Kişinin okuma, yazma, hesaplama gibi işlevleri gözden geçirilmeli. Soyutlama yeteneğine bakılmalıdır.

Soyutlama :
Özetle kişinin istemli olarak bir konuyu ayrıntılı biçimde düşünebilme, düşünce bazında konuyu değiştirebilme yeteneğinidir. Asıl olan bir konuyu bütün olarak ele alıp, parçalarını düşünebilmek, planlamak, koşullarını tam olarak göz önünde bulundurmak ve sonuca varabilmektir. Bazı psikiyatrik bozukluklarda ( Örn. Şizofreni ) aşırı soyutlama olduğu gibi bazılarında da ( Demans, Zeka Geriliği. ) bu işlev önemli ölçüde bozulur. Somutlaştırma eğilimi görülür.


EK:
MİNİ MENTAL DURUM MUAYENE FORMU
BÖLÜM: I

Oryantasyon ( Yönelim ) :

Yıl, mevsim, ay, ayın kaçı, günlerden ne olduğu sorulur ( 5 puan )
( Her doğru cevap 1 puan )

Hastaya hangi şehirde, hangi ilçede, hangi semtte, hangi hastanede, hangi katta bulunduğu (oda numarası yada ev adresi ) sorulur. ( 5 puan )
( Her doğru cevap 1 puan )

Hafıza (Anlık Bellek ) (Kayıt Etme) : Birbiriyle ilişkisiz üç obje ismi verilerek tekrarlaması istenir.
(Her doğru cevap 1puan) (3puan )

Dikkat ve Hesap Yapma

Hastadan 100'den geriye doğru 3'er, 3'er veya 7'şer 7'şer beş kez çıkarma yapması istenir. (97, 94, 91, 88, 85 veya 93, 86, 79, 72, 65) Her doğru cevap için 1 puan verilir. ( 5 puan )

Hatırlama (Yakın Bellek ) : Hastadan daha önce kendisine söylenen üç obje yada nesnenin adını tekrarlaması istenir. Her doğru cevap için 1 puan verilir.
( 3 puan )

BÖLÜM: II

Adlandırma : Hastaya kalem, saat gösterin ve adını sorun. ( 2 puan )

Konuşma : Hastaya bir cümle veya deyiş söylenerek tekrarlaması istenir.

Ör.: "Hayır şey ve/veya fakat değil"
"Sevgiye, kıskançlığa,nefrete yer yok" ( 1 puan )

Üç Aşamalı Komut:

Ör. Kağıdı sağ elinize alın ikiye katlayın ve masaya bırakın ( Her yapılan eylem bir olmak üzere toplam 3 puan ) ( 3 puan )

Okuma : Boş bir kağıda "Gözlerinizi kapatın" cümlesini yazın. Hastadan bunu okumasını ve yapmasını isteyin. ( 1 puan )

Yazma : Hastaya boş kağıt vererek herhangi bir cümle yazmasını isteyin. Düzgün bir cümle yazmışsa puan verin . ( 1 puan )

Yapılandırma : Çizdiğiniz bir şekli kopya etmesini isteyin. Aynen kopya ederse puan verin. ( 1 puan )






Aşağıda örnek bir Ruhsal Muayene şeması sunulmuştur.
Ayakta, yaşında.........................görünümünde, çevresine ilgisi ....................., giyiniş ve tuvaletine özeni ................ , konuşması ....................... , ses tonu ...................... , mizacı .............. , sosyabilitesi ................... , mimik ve jestleri ..................... , hareketleri ........................., serbest zamanları .......................... , uyku .................... , yeme ................ , işeme ve dışkılama alışkanlıkları ...................... , bilinci ................. , yönelimi ................... , algı ................ , fikir akış hız ve ritmi ................................ olup amacına ................... , fikir içeriğinde ............................. vardır. Dikkat ......................... ,hafıza ..................., yargılama ve iç görü ....................... . Duygulanım .............................. . Davranışları gözleme göre: ............................................. . Yaşam öyküsüne göre : ........................................., Kıt'a anketine göre : ................................................. .





KAYNAKLAR


1. Amerikan Psikiyatri Birliği: Diagnostic and Statistical Mental Disorders (DSM - IV), Fourth Edition, Washington DC, 1994.

2. Aydın H. :GATA Psikiyatri ABD Ders Notları, Ankara,1995.

3.Cambell,RJ.:Psycihatric Dictionary, Sixty Edition. Oxford Üniversity Press,Newyork,l989.

4. Hinsie,LE, Campbell RJ.:Psycihatric Dictionary. Third Edition.Oxford Üniversity Press, Newyork,1970.

5. Kaplan HI, SADOCK BJ.: Comprehensive Textbook of Psychiatry. Fourth
Edition. Williams and Wilkins, Baltimore, 1985.

6. Kaplan HI, SADOCK BJ, GREBB JA.: Kaplan and Sadock's Synopsis of Pscyhiatry. Seventh Edition. Williams and Wilkins, Baltımore, 1994.

7. Köroğlu E.: Psikiyatrik Öykü Alma Kılavuzu ve Klinik Psikopatoloji. Hekimler Yayın Birliği, Ankara, 1994.