|
HALK EĞİTİMİNE GENEL BAKIŞ
Eğitim; insanlığın doğuşuyla başlayan, dün-bugün-yarın çizgisinde gelişimini sürdüren bir olgudur. Yazının bulunmasından önce "aile ve köy bilgilendirilmesi" ile yetinen birey, yazı ile kendisini , inancını,
gelişmeleri ve kültürel yapıyı daha rahat ifade edebilme fırsatını bulmuştur. Yazı; uygarlığa açılan kapının şifresi olarak tüm gelişmelere zemin hazırlamıştır.

Toplum yapıları ve yönetim şekilleri ne olursa olsun "Yetişkin Eğitimi" nin her dönemde ele alındığı bilinmektedir. İlk Çağda, yetişkinlerin; çocuklar ve gençlerden daha çok ön plana çıktığı görülmektedir.
İnsanların mal ve hizmet üretebilmeleri için onlara bilgi ve sistemli düşünme yeteneğinin gerekli olduğunun farkına varılmıştı. Filozofların etkin oldukları "düşünce okulları" nda ve dinsel kurumlarda
öğretmenler; bilgi ve davranışı yerleştirmek için çaba göstermişlerdir. Buddha, Konfiçyüs, Pisagor, Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed gibi dinsel -felsefi önderler yanaşlarını her iki şeklide öğretmişlerdir.
Birey, toplum içinde (farkına varmadan) kendiliğinden de bir şeyler öğrenebilir. Zaman içinde bazı konularda bilgi ve deneyim sahibi olabilir. Fakat düzenli eğitimle desteklenen birey, kendi gelişimine ve
dolayısıyla toplumsal gelişime daha fazla katkıda bulunabilir.
M.Ö. 3000 yıllarından itibaren Mısır ve Mezopotamya'da eğitim yapıldığı arkeolojik kazılardan anlaşılmaktadır. Genç ve yetişkin erkekler; din adamı, memur ve yönetici olmaları için yazı , matematik, astronomi,
mimarlık ve dinsel bilgiler alıyorlardı. Dinsel kurumlar; toplum hayatını hem krallar adına, hem de Tanrılar adına yönlendiriyorlardı.
M.Ö. 3000 yıllarından itibaren Mısır ve Mezopotamya'da eğitim yapıldığı arkeolojik kazılardan anlaşılmaktadır. Genç ve yetişkin erkekler; din adamı, memur ve yönetici olmaları için yazı, matematik, astronomi,
mimarlık ve dinsel bilgiler alıyorlardı. Dinsel kurumlar; toplum hayatını hem krallar adına, hem de Tanrılar adına yönlendiriyorlardı.
M.Ö. 1000 yıllarında Çin'de ortaya çıkan "Düşünce Okulları" yalnızca hükümdar ailesi ve soylular içindi. Daha sonraki yıllarda ise devlet görevlileri ve varlıklı kişilere de eğitim verilmeye başlanmıştır.
Hindistan'da Ari toplulukların egemenliğinde (M.Ö.2000-1500) Kast Sisteminin yerleştiği görülmektedir. Halkı sınıflara bölen bu sistemin içinden doğan Budizm, ülkeyi ve Uzakdoğu'yu etkisi altına alacaktır.
Birey; bazı şeyleri öğrenmekle yükümlü olduğu kadar bazı şeyleri de öğrenmemek zorundaydı.
Tales, Pisagor ve Salon gibi düşünür-öğretmenlerin kendi düşünce okullarını oluşturduğu Yunanistan'da erkek çocuklara askeri eğitimden önce genel bir eğitim verilmekteydi. Eflatun'un M.Ö.387'de kurulduğu ilk
üniversite "Akademia"nın yanısıra M.Ö.335'te Aristoteles'in kurduğu Lykeion (Lise) yetişkinlerin eğitimi için örnek kurumlardır. Atina'da ücret karşılığı ders veren öğretmenler (sofistler) dönemde ortaya
çıkmıştır. Matematik, Siyaset, Ahlak, Metafizik dersleri veren filozof ve sofistler; özellikle devlet adamlarının "Güzel Konuşma" öğrenmeleri üzerinde durmuşlardır.
Romalılar, eğitim görmek için öncelikle Yunan okulları tercih etmişlerdir. M.Ö.300'de Yunan okulları örnek alınarak kendi okullarını kurmuşlardır. Romalılar, kız çocuklarına eğitim vererek bir ilki
gerçekleştirmişlerdir. Erkek egemen bir dünyada kadınlara değer verilmesini göstermesi bakımından önemli bir gelişme sağlanmıştır. Hristiyanlığın doğuşu ve yayılışına sert tepkiler veren Romalı M.S.IV.YY'da bu
dini resmi devlet olarak benimseyince "tek tanrılı din öğreticisi" ile toplumsal hayatı yönlendirmişlerdir. Eğitimin dinsel nitelikte sürdürüldüğü Avrupa'da, bilgi ve beceri kazanan soylular eğitimi-yönetimi
denetim altında tuttular. Kilisenin kışkırtmasıyla alevlenen Hıristiyan-Müslüman kavgası yetişkinlerinn kendilerini göstermeleri için oldukça önemli bir fırsat sayılıyordu. Şövalye olmaları için eğitim
almaları, bazı destan tercümelerini mutlaka ezberlemeleri gerekiyordu. Kilise, eğitimi ve yönetimi belirleyen tek kurum haline gelmişti. Buna karşılık İtalya'da Hukuk ve Tıp okulları bağımsız olarak
gelişmişler, öğrenciler örgütlenip yönetime katılabilmişlerdir.
Dünyanın en eski ve en köklü kültürlerinden birini oluşturan Türklerin tarihi, günümüzden altıbin yıl öncesine kadar uzanmaktadır. Atı, koyunu, köpeği ilk evcilleştiren; bakır, demir, altın ve tunç gibi
madenleri işleyen; dokumacılıkta da ileri giden Türkler, konar-göçer bir hayat yaşadıklarından düzenli eğitim örnekleri verememişlerdir. Çevrelerindeki toplumlarda sürekli savaşmak zorunda kaldıklarından;
askeri eğitim ve savaş aletleri konularında güç sahibi olmuşlardır.
Değişik dönemlerde Çin, Göktürk, Uygur ve Arap Alfabelerini kullanan Türkler; İslamiyet sonrası komşu kültürlerin etkisiyle önemli eserler oluşturmuşlardır. Orhun anıtlarını nakışlatmak için Çin'den ustalar
getiren Türkler, taşı ve ahşabı ustalıkla işleyen bir kültür meydana getirmişlerdir.
Selçuklular ve Osmanlı İmparatorluğu dönemlerinde "Halk Eğitimi" veya Yetişkinler Eğitimi önem kazanmış, değişik eğitim mekanları ortaya çıkmıştır.
Yetişkin Eğitimine Katkıda Bulunan İslami Kurumlar
Camiler
Medreseler
Ahilik Kurumları
Loncalar
Tekkeler
Zaviyeler
İmarethaneler
Kütüphaneler
Vakıflar
Osmanlı İmparatorluğunda yetişkinlerin eğitimi; yukarıda sıralanan kurumlar aracılığıyla sürdürülüyordu.
Askeri sınıf, babadan oğula ya da devşirme usulü olarak iki kaynaktan besleniyordu. Tophane, Kılıçhane, Mehterhane, Cambazhane ve Tüfekhane gibi askeri sanat okulları açılmıştı. Bu kurumlarda başarılı
olanların bir bölümü Enderun Mektebine alınıyordu. Enderunda; sarayın mimar, nakkaş, ressam, hattat, katip, imam, müezzin, müneccim, şair, silahşör ve nüktedanları yetiştirilirdi.
Medreseler; vakıfları sayesinde hem dinsel öğretiyi, hem de bilimsel çalışmaları sunan merkezler haline dönüşmüşlerdi. Bu kurumlarda Müderris (Rektör), Müfid (Doçent) ve Muidleler (Asistan), Softa adı verilen
öğrencilere ders verirlerdi. Medreseler arasındaki kademeler, biri bitirilince diğerine geçişine imkan sağlıyordu. Devlet görevlileri bir süre sonra medreseye dönebiliyor, bir tür "hizmetçi eğitim"den sonra
yeni bir göreve atanabiliyordu. Tüccar ve sanatkarların "Ahilik Sistemi" içinde örgütlendiği görülmektedir. Meslek, ahlak ve kişiliğin iç içe olmasını sağlayan bu sistem sayesinde ticaret ve sanat güvence
altına alınmıştır. Çıraklık, kalfalık ve ustalık belli esaslara bağlanmış, Osmanlı ülkesinin ekonomik ve sosyal yapısına yön verilmiştir. Eli, kapısı ve sofrası açık olan Ahilerin; gözü, belli ve dili bağlı
olacaktı. Ahi zaviyelerinde Kur'an, yemek pişirme, oyun oynama, çalgı çalma, türkü söyleme, tarih, edebiyat ve önemli kişilerin hayat hikayeleri öğretildi. 1860 yılındaki Islahat Fermanı ile ortadan kaldırılan
bu örgüt ahlak ve sanatı kaşnaştıran bir özellik taşımıştır. Çırak, kalfa ve ustalık dönemlerinden geçmeyenler ticaretle meşgul olamamış; fırsat düşkünlerine ve haksız kazanaç elde etmek isteyenlere karşı
durulmuştur.
Konaklama ve sosyal yardım hizmetleri gören zaviye, tekke ve dergahlarda; el sanatları, müzik, raks ve bedensel hünerler de öğretilirdi.
Avrupa'da gerçekleştirilen sanayi devrimine uzun bir süre direnen Osmanlı Devleti, gelişmeleri transfer etmekte oldukça gecikmiştir. Ülkenin iç dinamikleri yeni duruma göre şekillenmeye başladığında aradaki
fark daha açık şekilde orktaya çıkmış, reformlar başarı sağlayamamıştır. Ticareti ve Dışişlerini, azınlıkların kontrol ettiği bir ülkede bunun nedenleri daha belirgin şeklide anlaşılabilir. Köylü ve
şehir-kasabalarda oturan orta sınınfın ihmal edilmesi; özellikle yetişkinlere yönelik eğtimin ağırlığını yitirmesi sonucu Doğu-Batı sentezi gerçekleşememiş, "dinsel" ağırlıklı akımların çevresinde kümülenme
süreci hızlanmıştır. Büyük toprak sahiplerinin doğması, topraksız köylü ve mevsimlik işçilerin çoğalması süreci başlamış, sosyal ve ekonomik dengeler bozulmuştur.
Osmanlıların son yıllarında açılan okullar ve yapılan reform denemeleri de istenilen düzeyde bir değişimi sağlayamamış, imparatorluktan-sömürgeye dönüşme süreci hız kazanmıştır. Yükseliş Döneminde
çağdaşlarıyla kıyaslanabilen eğitim, gerileme ve dağılma dönemlerinde bu özelliğini kaybetmiştir. Çocuk ve gençlerine yeterli eğitimi sunamayan, yetişkinleri ise büsbütün ihmal eden anlayış yüzünden "çöküş"
engellenememiştir.
Cumhuriyet Dönemi Yetişkin Eğitim Kurumları
Hükümet programlarında, Kalkınma Planlarında, Milli Eğitim Şüralarında, Anayasalarımızda ve Parti Programlarında "Yetişkin Eğitimi"nden söz edilse de bu konuda yeterli başarının sağlanamadığı gözlenmektedir.
25 Mart 1912'de kurulan Türk Ocakları; Cumhuriyet Dönemine damgasını vuran yetişkin eğitimi kurumlarının başında gelmektedir. Toplumsal bir çöküş yaşandığını ileri süren öğrenciler tarafından kurulan bu Ocak;
İstanbul Türkçesinin ülke genelinde yaygınlaştırılmasını, kadınların toplumsal alanda temsil edilmelerini, tarım ve ekonomide ileri adımlar atılmasını, sürekli askerlik ve isyanlara son verilmesini
savunuyorlardı. Kitap ve dergiler yayımlanak, temsiller düzenlemek, okullar açmak, her tür meslek ve sanat sahibiyle görüşerek çalışmaları teşvik etmek başlıca amaçları arasındaydı. Ocakların birer "kültür"
merkezi olması heyecanla savunulmuş, "halka doğru" gitme yaklaşımı desteklenerek "Köycüler Cemiyeti" kurulmuştur. Cumhuriyet Döneminde "Halk Terbiyesi" çalışmaları desteklenmiş, reformların yerleşmesi için
somut adımları atılması yönünde uğraş verilmiştir. Yeni harflerin öğretilmesi, yerli malı kullanılması ve kadınlara el sanatları öğretilmesine çok önemli katkı sağlamışlardır. Türk Ocakları 1931 yılında
kapatılarak, üyeleri Cumhuriyet Halk Fırkası'na "doğal üye" olarak kabul edildiler. Yeni Türk harflerinin öğretilmesi için 1928 yılında Millet Mektepleri açıldı. Cumhuriyet Döneminin ilk önemli ve en geniş
"halk eğitimi etkinliği" bu okullarda başlatılmıştır. 16-45 yaş arasındaki tüm kadın ve erkekleri dörder ay süreyle, iki dönem halinde eğitiyorlardı. İlk dönemde okuma-yazma, ikinci dönemde ise aritmetik,
sağlık bilgisi ve yurt bilgisi ağırlıklı dersler öğretiliyordu. İlkokul bulunan her yerde Millet Mektepleri açılması kararlaştırılmıştı. Camiler, hükümet binaları, salonlar, kahvehaneler, klüpler ve toplanmaya
elverişli tüm yerler eğitim için hazırlanmak zorundaydılar.
Kapatılan Türk Ocakları, Türk Halk Bilgisi Derneği ve Mualim Birliklerinin yerine 19 Şubat 1932''de açılan Halkevleri; sosyal ve kültürel değişime çok önemli katkı sağlamışlardır. Kır-kent, köylü arasındaki
farkında ortadan kaldırılması amacıyla kısa sürede ülke düzeyinde teşkilatlanan Halkevleri, "ayrıcalıksız-sınıfsız ve kaynaşmış" bir toplum oluşturmayı hedefliyordu. Türkocaklarındaki "milliyetçilik" anlayışı
Halkevelerinde "halkçılık ve köycülük" şeklinde gelişmiş, Genç Türkiye Cumhuriyeti Hükümetlerince bu kurum sürekli ön planda tutulmuş, destek verilmiştir. Siyasi derneklere üye olmaları yasaklanan devlet
memurlarının, 1933 yılından başlayarak Halkevlerine üye olmalarına izin verilmiştir. Dil, tarih, sanat, edebiyat, temsil, sosyal yardım, halk dersaneleri, spor, kitap ve yayın, köycülük, müze ve sergi olarak
dokuz bölümden oluşan Halkevleri; Atatürk ve arkadaşlarının sürekli uğradığı kurumların başında gelmektedir. (1932-1938 arasında 32 kez) 1951 yılında Cumhuriyet Halk Fırkasının yan kuruluşu oldukları
gerekçesiyle kapatıldıklarında; 478 Halkevi ve 4332 Halk Odası vardı.
Cumhuriyet Döneminde her alanda yapılan köklü reformlar incelendiğinde Köy Enstitülerinin çok özel bir konuma sahip oldukları anlaşılacaktır. Köylerin kültürel ve genel hayatlarında ileri bir seviye
oluşturmanın, klasik anlamdaki öğretmenle mümkün olamayacağı görüldüğünden Köy Enstitüleri gerçeği ortaya çıkmıştı. Öğretmenliğin yanısıra sanat ve meslek dallarında eğitilen köy çocukları, köylerin
kalkınmasında daha aktif bir görev üstlenebilirlerdi. Bu konuya olağanüstü emek veren İsmail Hakkı Tonguç; köylere yalnızca öğretmen değil, köy kalkınmasına önderlik edecek, köyü ve köylüyü kalkındıracak
öğretmen yetiştirmeyi hedefliyordu. 1940 yılında kurulan bu Enstitüler; kısa sürede 21''e ulaşan sayılarıyla ülkenin fikir, sanat, politika ve eğitim hayatında kalıcı izler bırakmışlardır. Ticaret, sanat ve
ustalıkla geçinen gayrımüslimlerin ülkeyi terketmesiyle Türk köylüsü, çok geniş tarım alanlarında zayıf durumda kalmıştır. Bu durumu değiştirmek için devreye sokulan Köy Enstitüleri; çevre ve iklim
özelliklerine göre işltmelere dönüşmüşlerdir (narenciye, bağcılık, balıkçılık, tahıl vb.). 1946 yılında pasifize edilen Köy Enstitüleri, 1950 yılında Köy Öğretmen Okulları adını alarak eski önemini kaybetti.
Halk Eğitimi hizmetlerinin etki alınını genişletmek, dağınık etkinlikleri yurt düzeyinde bir merkezden yönlendirmek için 29 Ağustos 1960''da Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde Halk Eğitimi Genel Merkezleri''nin
açılması kararlaştırıldı. 16 Temmuz 1964''te Köy İşleri Bakanlığına bağlanan Genel Müdürlük, 06.10.1967''de yeniden Milli Eğitim Bakanlığı Kültür Müsteşarlığına bağlandı. 13 Temmuz 1971 tarihinde Kültür
Bakanlığının kurulmasıyla, MEB Başmüsteşarlığına bağlanan Genel Müdürlük, 18.08.1972''de Mektupla Öğretim, İnsan Gücü Eğitimi Genel Müdürlükleri ile birleştirildi. 05.09.1977''de Halk Eğitimi Genel
Müdürlüğünün tüm teşkilatı, Kız Teknik Öğretim Genel Müdürlüğüne bağlı Gezici Kadın Kursları, Erkek Teknik Öğretim Genel Müdürlüğüne bağlı Sabit ve Gezici İlçe kursları, Mesleki ve Teknik Öğretim
Müsteşarlığına bağlı tüm eğitim kurumları YAYGIN EĞİTİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ çatısı altında birleştirildi.
13.12.1983'te ÇIRAKLIK ve YAYGIN EĞİTİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ adını aldı. Halk Eğitimi merkezleri bu Genel Müdürlüğün yaygın eğitimle ilgili hizmetlerini düzenli, etkili, verimli ve ekonomik şekilde sürdürmek
amacıyla çalışmaktadırlar. Amaçları ve görevleri 1963 yılında Yönetmelikle belirlenmiştir.
Türkocaklarındaki "milliyetçilik" anlayışı Halkevelerinde "halkçılık ve köycülük" şeklinde gelişmiş, Genç Türkiye Cumhuriyeti Hükümetlerince bu kurum sürekli ön planda tutulmuş, destek verilmiştir. Siyasi
derneklere üye olmaları yasaklanan devlet memurlarının, 1933 yılından başlayarak Halkevlerine üye olmalarına izin verilmiştir. Dil, tarih, sanat, edebiyat, temsil, sosyal yardım, halk dersaneleri, spor, kitap
ve yayın, köycülük, müze ve sergi olarak dokuz bölümden oluşan Halkevleri; Atatürk ve arkadaşlarının sürekli uğradığı kurumların başında gelmektedir. (1932-1938 arasında 32 kez) 1951 yılında Cumhuriyet Halk
Fırkasının yan kuruluşu oldukları gerekçesiyle kapatıldıklarında; 478 Halkevi ve 4332 Halk Odası vardı.
Cumhuriyet Döneminde her alanda yapılan köklü reformlar incelendiğinde Köy Enstitülerinin çok özel bir konuma sahip oldukları anlaşılacaktır. Köylerin kültürel ve genel hayatlarında ileri bir seviye
oluşturmanın, klasik anlamdaki öğretmenle mümkün olamayacağı görüldüğünden Köy Enstitüleri gerçeği ortaya çıkmıştı. Öğretmenliğin yanısıra sanat ve meslek dallarında eğitilen köy çocukları, köylerin
kalkınmasında daha aktif bir görev üstlenebilirlerdi. Bu konuya olağanüstü emek veren İsmail Hakkı Tonguç; köylere yalnızca öğretmen değil, köy kalkınmasına önderlik edecek, köyü ve köylüyü kalkındıracak
öğretmen yetiştirmeyi hedefliyordu. 1940 yılında kurulan bu Enstitüler; kısa sürede 21''e ulaşan sayılarıyla ülkenin fikir, sanat, politika ve eğitim hayatında kalıcı izler bırakmışlardır. Ticaret, sanat ve
ustalıkla geçinen gayrımüslimlerin ülkeyi terketmesiyle Türk köylüsü, çok geniş tarım alanlarında zayıf durumda kalmıştır. Bu durumu değiştirmek için devreye sokulan Köy Enstitüleri; çevre ve iklim
özelliklerine göre işltmelere dönüşmüşlerdir (narenciye, bağcılık, balıkçılık, tahıl vb.). 1946 yılında pasifize edilen Köy Enstitüleri, 1950 yılında Köy Öğretmen Okulları adını alarak eski önemini kaybetti.
Halk Eğitimi hizmetlerinin etki alınını genişletmek, dağınık etkinlikleri yurt düzeyinde bir merkezden yönlendirmek için 29 Ağustos 1960''da Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde Halk Eğitimi Genel Merkezleri''nin
açılması kararlaştırıldı. 16 Temmuz 1964''te Köy İşleri Bakanlığına bağlanan Genel Müdürlük, 06.10.1967''de yeniden Milli Eğitim Bakanlığı Kültür Müsteşarlığına bağlandı. 13 Temmuz 1971 tarihinde Kültür
Bakanlığının kurulmasıyla, MEB Başmüsteşarlığına bağlanan Genel Müdürlük, 18.08.1972''de Mektupla Öğretim, İnsan Gücü Eğitimi Genel Müdürlükleri ile birleştirildi. 05.09.1977''de Halk Eğitimi Genel
Müdürlüğünün tüm teşkilatı, Kız Teknik Öğretim Genel Müdürlüğüne bağlı Gezici Kadın Kursları, Erkek Teknik Öğretim Genel Müdürlüğüne bağlı Sabit ve Gezici İlçe kursları, Mesleki ve Teknik Öğretim
Müsteşarlığına bağlı tüm eğitim kurumları YAYGIN EĞİTİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ çatısı altında birleştirildi.
13.12.1983''te ÇIRAKLIK ve YAYGIN EĞİTİM GENEL MÜDÜRLÜĞÜ adını aldı. Halk Eğitimi merkezleri bu Genel Müdürlüğün yaygın eğitimle ilgili hizmetlerini düzenli, etkili, verimli ve ekonomik şekilde sürdürmek
amacıyla çalışmaktadırlar. Amaçları ve görevleri 1963 yılında Yönetmelikle belirlenmiştir.
Halk Eğitimi Merkezlerinin Amaçları
Vatandaşlara Atatürk devrimlerinin anlamını kavratmak; Cumhuriyet esaslarını ve demokratik yaşayışı benimsetmek, yurt ölçüsünde kökleştirmek, demokratik yaşayışın temeli olan hür disiplin, karşılıklı anlayış,
sevgi, saygı ve hoşgörülük duygularını geliştirmek,
Vatandaşlara bilgi, hüner kazandırmak; davranışlarını ve değer hükümlerini geliştirmek ve ilerletmek suretiyle toplumun kültürel ve ekonomik kalkınmasına eğitsel yollarla yardım ve kılavuzluk etmektir.
Halk Eğitimi Merkezlerinin Görevleri
Okuma-yazma bilmeyene vatandaşlar için halk dersaneleri açılmasını sağlamak,
Vatandaşların temel ve genel bilgisini, anadilini geliştirmek için gerekli kursları açmak,
Yetişkinler için ilkokul, ortaokul ve lise bitirme kursları açmak,
Vatandaşların mesleklerini iyi seçmelerine, meslek edinmelerine ve işlerinde ilerlemelerine yardım etmek,
Vatandaşların ilgi duyduğu tarih, coğrafya, aktüalite, ekonomi, sosyoloji, psikoloji ve benzeri konularda toplantılar düzenlemek, kurslar açmak,
Toplum kalkınması ve halk eğitimi konusunda sorumluluk almış resmi görevlilerle gönüllü elemanların ve önderlerin halk eğitimi konularında yetiştirilmeleri için kurslar açmak,
Konferanslar, açık oturumlar, paneller, sempozyumlar, konserler, temsiller, edebiyat toplantıları, çeşitli yarışmalar ve spor faaliyetleri, geziler, folklor gösterileri, kahramanlık günleri, grup tartışmaları,
film gösterileri düzenlemek,
Halkın güzel sanatlara karşı ilgisini teşvik edici çalışmalar yapmak ve güzel sanatlarda yetenekli görülenlerin geliştirilmelerine çeşitli yollarla yardım etmek,
Sergiler düzenlemek, mevcut sergi ve galerilerden, mahalli müzelerden halkın geniş ölçüde yararlanmasını sağlamak,
Vatandaşların mesleki ve genel kültürlerini geliştirecek özellikle halk seviyesine uygun yayın yapmak; bu tür çalışmaları teşvik etmek, desteklemek, gerekirse halk eğitimi ile ilgili yayınların yapılmasına
önderlik etmek,
Folklor derlemelerini teşvik etmek, desteklemek; sonuçlarının yayılmasına ve yayımlanmasına yardım etmek,
Bölgesinde yetişmiş ünlü kişilerin biyografilerinin hazırlanmasını teşvik etmek ve desteklemek,
Bölgesinin tarihi, kültürel, ekonomik ve turistik önem ve özelliklerinin belirlenmesine yönelmiş çalışmaları teşvik etmek, desteklemek, sonuçlarının yayılmasına ve yayımlanmasına yardım etmek,
Vatandaşların, özellikle gençliğin boş zamanlarını değerlendirmelerine yardım için gerekli eğitsel çalışmaları teşvik etmek, desteklemek, çalışmaların geliştirilmesine yardım etmek,
Türk kadınının sosyal yapı içinde daha daha atif hale getirilmesi için gerekli çalışmaları yapmak, bu konuda kadın dernekleri ve kuruluşlarıyla sıkı bir işbirliği sağlamak,
Halkın, mevcut kütüphanelerden daha geniş ölçüde yararlanmalarını sağlayacak çalışmaları teşvik etmek, okuma salonları açmak,
Bölgede ekonomik önemi olan, karakteristik özellik taşıyan el sanatlarının geliştirilmesine, yayılmasına ve değerlendirilmesine yönelik çalışmaları teşvik etmek,
Vatandaşlara, ihtiyaçlarını sezdirerek, onlarda öğrenme, daha iyi ve daha ileri bir hayat seviyesine ulaşma isteği uyandırmak, problemlerini kavramalarına, çözmeklerine ve bu yönde örgütlenmelerine eğitsel
yollarla yardım etmek,
Başka kurum ve kuruluşlarca ele alınan halk eğitimi çalışmalarının planlamasına, planların uygulanmasına ve değerlendirilmesine yardım etmek, onlarla işbirliği yapmak,
Çevreden gelen istek ve ihtiyaclara uygun diğer halk eğitimi çalışmalarını, imkanların elverdiği oranda yapmak.
1963 yılında yayınlanan yönetmelik dikkatle incelendiğinde; konu ile ilgili tüm ayrıntıların düşünüldüğü, toplumsal gelişimde yetişkinler eğitiminin ne denli önemli görüldüğü anlaşılacaktır.
1973 yılında kabul edilen 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunuyla; Türk Milli Eğitiminin amaç ve ilkeleri belirlenmiş, örgün ve yaygın eğitim hakkında geniş açıklamalar getirilmiştir. "YAYGIN EĞİTİM" başlığı
altında 40.maddede kapsam, amaç, görev, kuruluş ve koordinasyona değinilmiş, yapılması gerekli işlemler açıklanmıştır.
KAPSAM, AMAÇ ve GÖREVLER: Milli Eğitimin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak, örgün eğitim sistemine hiç girmemiş, yahut herhangi bir kademesinde bulunan veya bu kademeden çıkmış vatandaşlara;
Okuma-yazma öğretmek, eksik eğitimlerini tamamlamaları için sürekli eğitim imkanı hazırlamak,
Çağımızın bilimsel, teknolojik, iktisadi, sosyal ve kültürel gelişmelerine uymalarını sağlayıcı eğitim imkanları hazırlamak,
Milli kültür değerlerimizi koruyucu, geliştirici, tanıtıcı, benimsetici nitelikte eğitim yapmak,
Toplu yaşama, dayanışma, yardımlaşma, birlikte çalışma ve örgütlenme anlayış ve alışkanlıkları kazandırmak,
İktisadi gücün artırılması için gerekli beslenme ve sağlıklı yaşama şekil ve usullerini benimsetmek,
Boş zamanlarını iyi bir şekilde değerlendirme ve kullanma alışkanlığı kazandırmak,
Kısa süreli ve kademeli eğitim uygulayarak ekonomimizin gelişmesi doğrultusunda ve istihdam politikasına uygun meslekleri edinmelerini sağlayıcı imkanlar hazırlamak,
Çeşitli mesleklerde çalışmakta olanların hizmet içinde ve mesleklerindeki gelişmeleri için gerekli bilgi becerileri kazandırmak.
KURULUŞ: (Madde 41) Yaygın Eğitim, örgün eğitim ile birbirini tamamlayacak, gereğinde aynı vasıfları kazandırabilecek ve birbirinin her türlü imkanlarından yararlanacak biçimde bir bütünlük içinde düzenlenir.
Yaygın Eğitim, genel ve mesleki-teknik olmak üzere iki temel bölümde meydana gelir. Bu bölümler birbirini destekleyici biçimde hazırlanır.
KOORDİNASYON: (Madde 42) Yaygın Eğitim alanında görev alan resmi, özel ve gönüllü kuruluşların çalışmaları arasındaki koordinasyon Milli Eğitim Bakanlığınca sağlanır. Genel yaygın eğitim programlarının
düzenleniş şekli yönetmeliklerle tespit edilir.
Mesleki ve teknik yaygın eğitim faaliyetlerini yürüten Bakanlıklar ile özerk eğitim kurumları ve resmi özel işletmeler arasında Milli Eğitim Bakanlığınca sağlanacak koordinasyon ve işbirliğinin esasları
kanunla düzenlenir.
Konuyla İlgili Olabilecek Bu Siteleri Ziyaret Edebilirsiniz
|